<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kamusitesi</title>
	<atom:link href="http://www.kamusitesi.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kamusitesi.com</link>
	<description>Memurlar YGS KPSS Mevzuat Sınav İlan Atama Genelge</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2012 13:16:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://#/?v=3.1.3</generator>
		<item>
		<title>Tes&#8217;ten İlksan açıklaması</title>
		<link>http://www.kamusitesi.com/testen-ilksan-aciklamasi.html</link>
		<comments>http://www.kamusitesi.com/testen-ilksan-aciklamasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 13:16:16 +0000</pubDate>
		<!-- <dc:creator>edit271</dc:creator> -->
				<category><![CDATA[Editörün Seçtikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu-Personel]]></category>
		<category><![CDATA[Sendikalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kamusitesi.com/?p=4218</guid>
		<description><![CDATA[İLKSAN ağırlıklı olarak sınıf öğretmenleri ve bir kısım eğitim çalışanlarının da üye olduğu bir yardım sandığıdır.. Bugün İLKSAN denildiğinde bir çok kişi İLKSAN’ı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium tr-image-1115" src="http://www.kamusitesi.com/depo/uploads/2011/07/ilksan_logo-300x228.jpg" alt="" width="248" height="193" />İLKSAN ağırlıklı olarak sınıf öğretmenleri ve bir kısım eğitim çalışanlarının da üye olduğu bir yardım sandığıdır.. Bugün İLKSAN denildiğinde bir çok kişi İLKSAN’ı olumsuz olarak görür ve bu şekilde düşündüğünü açıklar. Ancak İLKSAN’la ilgili olarak yaşanan olumsuzlukların tamamı 1996 öncesine aittir. İLKSAN 1996 tarihinden sonra adeta şaha kalkmış, ancak tüm başarılara rağmen olumsuz değerlendirmeler değişmemiştir. Bu olumsuz sebepleri de incelemek de fayda vardır.<br />
1996 ÖNCESİNDE İLKSAN’DA YAŞANAN OLUMSUZLUKLAR<br />
İLKSAN’la ilgili olarak, genel kanaatin olumsuz olmasının sebeplerini iyi bilmek zorundayız. Bunlardan en önemlisi Eski Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman DEMİREL döneminde İLKSAN’a satılan Pendik arsalarıdır, o dönemde çok değersiz olarak görülen bu arsalar İLKSAN’a satılarak bir takım kişilere çıkar sağlanmış, Sayın Demirel, o tarihlerde “Verdiysem ben verdim.” Diyerek olayı üstlenmekten çekinmemişti. Demirel’in bu sözü o tarihten bu yan, İLKSAN her anıldığında bir çok insanın aklına gelir ve İLKSAN’la ilgili olumsuz kanaat ifade eder. Ancak, o tarihlerde beş para etmez diye nitelendirilen Pendik arsalarının değeri bugün milyar TL lerle ifade edilmekte ve pek çok kişinin iştahını kabartmaktadır. Geçen zaman arsaları değerlendirmiştir.<br />
Diğer önemli konu ve yolsuzluk 1996 öncesinde yapılan “araba kampanyalarında” yaşanmış, ancak 1996 sonrasında gelen yönetimler bu konudaki problemi düzeltmek için canhıraş gayret sarf etmişler ve bütün kayıp arabalar bulunmuştur.<br />
İLKSAN’ın en büyük probleminden biri de mevcut İLKSAN kanunu ve ana statüdür. İLKSAN yönetim kurulu başkan ve üyelerinin ne kanunu değiştirme ne de ana statüyü değiştirme yetkisi vardır. Kanun değiştirme yetkisi TBMM’ye, dolayısıyla hükümetlere ana statüyü değiştirme yetkisi ise Milli Eğitim Bakanlığına aittir.<br />
İLKSAN YÖNETİM VE DENETLEME KURULU KİMLERDEN OLUŞUR?<br />
İLKSAN yünetim kurulu 7 kişiden oluşur. Bu yedi kişinin üçü üyeler arasından seçilen delegeler tarafından, dördü ise MEB bürükratları tarafından kullanılır. Denetleme kurulu 3 kişiden oluşur, bunun biri delegeler arasından, ikisi Bakanlık tarafından seçilen kişiler arasından seçilir. Buradan anlamamız gereken, Milli Eğitim Bakanlığı İLKSAN yönetiminde hakimdir. Ancak, İLKSAN yönetimine ve denetleme kuruluna seçilen Bakanlık temsilcilerinin büyük bir kısmı bugüne kadar olumlu tavırlar sergilediyse, bu durum onların şahsiyetleri ve sorumluluk duyguları ile ilgilidir. Bugüne kadar İLKSAN yönetiminde olumlu tavırlar sergileyen ve sorumluluklarını taşıyabilen MEB bürokratlarına teşekkür ediyoruz. Ancak, yönetim kurulundaki, bu sayısal eşitsizlik üyeler yönünde değiştirilmelidir. MEB Bakanlık sorumluğu ile İLKSAN’ın çalışmalarını denetleyebilir, ancak, İLKSAN Yönetim Kurulu üyelerinin tamamı İLKSAN üyeleri arasından seçilmelidir. Denetleme kurulu üyelerinin 3/2 si de üyeler arasından seçilmelidir.<br />
İLKSAN üyeliği yönünden de sıkıntılar yaşanmıştır. İlköğretimde iken üye olan bir öğretmen halk eğitim merkezlerine tayin olduğunda İLKSAN üyeliği düşmekte ve alması gereken parası, birikmiş aidatlarının yüzde 50 fazlası ödenerek verilmekteydi.Bu büyük bir haksızlık yaratmaktaydı.Bu durumun sorumluluğu İLKSAN ana statüsündedir.Aynı problem okul öncesi öğretmenleri için de söz konusu idi.Ancak İLKSAN yönetim kurulu konuyu yakından takip ve Milli Eğitim Bakanlığını da ikna ederek problemi çözmüş durumdadır.<br />
İLKSAN KAPATILABİLİR<br />
Bazı sendikalar İLKSAN’ın kapatılması yönünde açıklamalar yapmaktadır.Bir çok üyenin de böyle düşündüğünü biliyoruz.Türk Eğitim-Sen olarak, İLKSAN’ın kapatılmasından hiçbir rahatsızlık duymayacağımızın bilinmesini istiyoruz. Bu konuda üyelerin vereceği karara saygı duyarız. Ancak, İLKSAN kapatıldığında şu anda 278 bine ulaşan üyenin hak edişlerini hangi usulle alacaklarını da bilmemiz gerekmektedir. Bugüne kadar MEYAK, KEY gibi kesintilerin adeta kuşa çevrilerek ödendiği düşündüğümüzde aynı problemi İLKSAN’da yaşamamız mümkündür. Şu anda emekli olan üyeler aylık ödedikleri aidatlar dikkate alınarak 12 bin-17 bin TL arasında para almaktadır. İLKSAN kapatıldığında bu ödemelerin aynı usulle yapılacağını ve İLKSAN üyelerinin mağdur edilmeyeceği garantisini kim verecektir?İLKSAN kapatıldığında mal varlığının bir takım siyasi çevrelere peşkeş çekilmeyeceği garantisini kim verecektir? Bütün bu ihtimaller karşılığında bile, üyeler kapatılsın derse Türk Eğitim-Sen’de İLKSAN kapatılsın der. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. İLKSAN KAPATILSIN kararının tüm sorumluluğu üyelere aittir, çünkü para onların parasıdır. Başkalarının paraları üzerinden karar verme yetkisi sendikalara ait olmamalıdır.<br />
İLKSAN’DA ZORUNLU ÜYELİK KALDIRILMALI, İLKSAN MEBSAN YAPILMALIDIR<br />
İLKSAN’da 1943 yılından buyana zorunlu üyelik sistemi uygulanmaktadır.İsterse, kişilerin menfaatine olsun, zorunlu üyelik son derece yanlış bir uygulamadır. İLKSAN’da zorunlu üyelik kaldırılmalıdır. İLKSAN üyeliği tamamen kişilerin hür iradesi ile olmalı ve İLKSAN üyeliği tüm eğitim çalışanlarına açık olmalıdır.İsteyen her eğitim çalışanı, branşı ne olursa olsun bütün öğretmenler, istemeleri halinde İLKSAN’a üye olabilmelidir.<br />
İLKSAN’LA İLGİLİ KARALAMA KAMPANYASINI KİMLER YAPIYOR? AYNI NAKARATI KİMLER OKUYOR?<br />
İLKSAN la ilgil,i maalesef, yıllardır bir karalama kampanyası bulunmaktadır.1996 öncesinde yaşanan talihsiz olaylar sebebiyle, 1996 sonrasında Türk Eğitim-Sen delegelerinin ortaya koyduğu başarı ya iyi anlatılamamış, ya da karalama kampanyaları sebebiyle toz duman arasında iyi kavranamamıştır.1996 öncesinde batık bir kuruluş olan İLKSAN, bugün mal varlıklarını artırmış, kimseye peş keş çekilmesine izin vermemiştir.1996 öncesinde emekli olanlar parasını bir yıl sonra alabiliyorlardı. O tarihte aldıkları para bir maaş tutarındaydı.Bugün İLKSAN üyeleri emekli paralarını 2-3 günde yaklaşık 8-10 kat maaş tutarında almaktadır.İLKSAN bugün yolsuzluklarla anılan bir kuruluş olmaktan çıkmış, başarılı kuruluşlar içerisinde görülmektedir.Polis yardım Sandığı gibi altı sandık İLKSAN’ın takdir edilecek çalışmalarını görerek İLKSAN la beraber hareket etme kararı almış, kendilerine önder olarak görmüşlerdir.<br />
İLKSAN, üyelerine banka faizlerinden daha düşük oranlarla ikraz verebilmektedir.Üyelerinin tamamını ferdi kaza sigortası kapsamına almış, yaptığı kampanyaları başarı ile yapmaya devam etmektedir. Ankara’da beş yıldızlı otel konforundaki misafirhanesini, düşük fiyatla üyelerine kazandırmış, açmış olduğu yeni hizmet binası ile üyelerine hizmet etmektedir.<br />
Evlenme yardımı, deprem yardımı, ikraz verilmesi, üyelik konusunda yaşanan sıkıntıların giderilmesi, emekli paralarının 10 kat maaş oranına çıkarılması, mal varlıklarının siyasi yandaşlara peş keş çekilmeden, korunarak artırılması, ikramiyelerinin 1 yılda değil 2 günde üyeye ödenmesi, 1996 öncesinde eksi 3 milyon TL olan kasasının bugün, 500 milyon TL ye çıkması İLKSAN’ı yüz akı bir kuruluş haline getirmiştir.Bilmeden, araştırmadan, sadece yapılan dedikodularla, başarılı bir kuruluşu karalamak kimseye yakışan bir tavır olamaz.<br />
Yaşanan bu gelişmeler üyeye yansıtılamamıştır. Bunda en büyük pay İLKSAN aleyhine karalama kampanyaları düzenleyerek, üyelerinin kafasında karanlık bir tablo oluşturmaya çalışan sendikalara aittir. 1996 sonrasında yönetimde yer bulamayan bu sendikalar, sadece Türk Eğitim-Sen’e zarar vermek kastıyla planlı bir şekilde karalama kampanyaları yapmışlar, bazen yapılan genel kurullarda kavgalar çıkararak İLKSAN’da ÖĞRETMENLERİN RANT KAVGASI şeklinde basın yayın organlarında haberler yayınlatmışlardır. Bu haberler kamuoyunda, öğretmenler bir yardımlaşma sandığını yönetemiyor, şeklinde algılamalar oluşmasına sebep olmuştur.<br />
Yıllardır İLKSAN KAPATILSIN yaygarası yapan bu sendikalar, diğer yandan da, ne yaparsak İLKSAN yönetiminde söz sahibi oluruz&#8217; un hesabını yapıyorlar. Türk Eğitim-Sen bu anlayışı asla tasvip etmemiştir. Ağırlıklı olarak öğretmenlerin oluşturduğu bir kuruluşu, elde edilen başarıları karartarak, üyeleri yanlış bilgilendirerek karalamak bu sendikaların ne işine yarayacaktır?Bu kadar başarı ile yönetilen, hiçbir ödeme problemi olmayan İLKSAN’ı karalayarak yönetimi alsanız da, yarattığınız bu bilgi kirliliği içinde siz boğulacaksınız. Yıllardır aynı nakaratı dillerine dolamış olan bu malum sendikalar kimleri temsil etmektedir? İLKSAN’ın üyelerinin hak ve menfaatlerini temsil etmedikleri çok açıktır.<br />
İLKSAN ÜYELERİ RESMİN DİĞER YÜZÜNÜ GÖREBİLMELİDİR<br />
Bugün İLKSAN gerek mal varlığı ile gerekse nakit mevcudu ile bazı çevrelerin iştahını kabartacak bir kuruluş haline gelmiştir.Sadece Pendik arsalarına birkaç milyar TL fiyat biçilmektedir.Didim’de bulunan arazisi 400-500 milyon TL değere sahiptir.Türk Eğitim-Sen delegeleri yıllardır bu arsaların bir takım çevrelere haraç mezat satılmasına müsaade etmemiştir. Bazı siyasi yandaşların hevesi kursağında kalmış, Türk Eğitim-Sen engelini aşamamışlardır.<br />
Bu sebeplerle İLKSAN’da yeni bir yapılanma ihtiyacı duyulmakta ve Türk Eğitim-Sen delegeleri devreden çıkarılarak, Süleyman Demirel dönemindeki, “ Verdiysem ben verdim.” anlayışına dönülmek istenmektedir. Bu anlayışa hizmet edecek taşeron yapıların varlığı da tüm üyeler ve bütün eğitim çalışanları tarafından bilinmektedir. Temel özelliği siyasi yandaşlık olan bu söz konusu yapıların İLKSAN’ın talan edilmesine karşı bir mücadele, karşı duruş sergilemesi imkansızdır. Kamu çalışanlarının gasp edilen hakları karşısında bile, acizlikleri, kayıtsız şartsız teslim oluşları kendi üyeleri tarafından dahi bilinen tatlı su sendikalarının İLKSAN’ın talanına, peş keş çekilmesine seyirci kalacakları tartışmasız bir gerçektir.<br />
BU sebeplerle, sendika üyeliği ne olursa olsun, üye olsun ya da olmasın bütün İLKSAN üyelerinin sandıklarına ve Türk Eğitim-Sen delegelerinin 1996 yılından bu yana ortaya koydukları tavizsiz duruşa destek olmaları, her türlü talan ve peşkeşi önleyecek ilk ve tek adımdır. BU tarihten itibaren İLKSAN la ilgili karalama kampanyaları çok daha hız kazanarak devam edecektir.<br />
Nisan 2012 tarihinde tüm ilçelerde yapılacak delege seçimlerinde hangi tür ayak oyunlarının oynandığına, milletvekilleri, belediye başkanlarının, siyasi parti il ve ilçe başkanlarının da delege seçimlerine müdahale etmeye çalışacaklarına hep beraber şahit olacağız. Sendikacılıkta, üye sayısı ne olursa olsun hep güdük kalmış, bu kafayla gittikleri sürece de, güdük kalmaya mahkum olan sözde sendikaların İLKSAN’la ilgili açıklamalarına dikkat edilmelidir.YA İLKSAN’I BUNLARA TESLİM EDEREK 1996 YILINDAN BU YANA OLUŞTURDUĞUMUZ SAĞLIKLI YAPI BOZULACAK VE İLKSAN’IN TÜM MAL VARLIĞI BİR TAKIM YANDAŞLARA PEŞKEŞ ÇEKİLECEK, YADA TÜRK EĞİTİM SEN DELEGELERİNE DESTEK VERİLEREK, 1996 YILINDAN BUYANA, TAM 16 YILDIR KORUDUĞUMUZ İLKSAN YENİ BAŞARILARLA YOLUNA DEVAM EDECEKTİR.TÜM KARAR VE SORUMLULUK İLKSAN ÜYELERİNE AİTTİR.<br />
TÜRK EĞİTİM-SEN GENEL MERKEZİ<br />
İLKSAN BÜLTENİNİ OKUYUNUZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamusitesi.com/testen-ilksan-aciklamasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bakan Şimşek&#8217;ten zam açıklaması</title>
		<link>http://www.kamusitesi.com/bakan-simsekten-zam-aciklamasi.html</link>
		<comments>http://www.kamusitesi.com/bakan-simsekten-zam-aciklamasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 13:11:22 +0000</pubDate>
		<!-- <dc:creator>edit271</dc:creator> -->
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu-Personel]]></category>
		<category><![CDATA[Sendikalar]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kamusitesi.com/?p=4217</guid>
		<description><![CDATA[Maliye Bakanı Şimşek: Memur zamları Nisan&#8217;a yetişebilir Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, memurların toplu sözleşme haklarından doğacak zamlı maaş almasına olanak sağlayan yasa tasarısının,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full tr-image-3416" src="http://www.kamusitesi.com/depo/uploads/2011/12/mehmet-şimşek.jpg" alt="" width="273" height="189" />Maliye Bakanı Şimşek: Memur zamları Nisan&#8217;a yetişebilir</p>
<p>Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, memurların toplu sözleşme haklarından doğacak zamlı maaş almasına olanak sağlayan yasa tasarısının, Nisan ayına yetişebileceğini söyledi.</p>
<p>NTV ile bir söyleşiye katılan Şimşek memur maaşlarıyla ilgili son durum hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Şimşek, &#8220;Toplu sözleşmeyle ilgili tasarının bütçeden önce bağlanmasını arzulardık. Şu anda Meclis&#8217;te olan bir konu. Bir an önce bunun yasalaşmasını ve memurlara zammı aktarmak istiyoruz. Geçen seneki enflasyon farkını ocak ayında yansıttık. Zaten bir geriye dönük farkı ödeyeceğiz. Nisan&#8217;a yetişebilir. Müzakereler olacak. Bugünden gün konusunda tarih verme konusunda bir şey söylemek doğru olmaz. Nisan hala mümkün olan bir tarih&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamusitesi.com/bakan-simsekten-zam-aciklamasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gaziantep Milli Eğitimi, Başbakan&#8217;a Muhalefet mi Ediyor?</title>
		<link>http://www.kamusitesi.com/gaziantep-milli-egitimi-basbakana-muhalefet-mi-ediyor.html</link>
		<comments>http://www.kamusitesi.com/gaziantep-milli-egitimi-basbakana-muhalefet-mi-ediyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 00:37:49 +0000</pubDate>
		<!-- <dc:creator>kamsit</dc:creator> -->
				<category><![CDATA[Editörün Seçtikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu-Personel]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sendikalar]]></category>
		<category><![CDATA[Başbakan'a Muhalefet mi Ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem Serin]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziantep Milli Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet yağcı]]></category>
		<category><![CDATA[Vaiz Doğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kamusitesi.com/?p=4215</guid>
		<description><![CDATA[Gaziantep Milli Eğitiminde garip işler olmaya devam ediyor, skandalların ardı arkası kesilmiyor. Gaziantep’te Türk Eğitim-Sen’in yöneticisi, sendikasının görüşlerini, Gaziantep Milli Eğitimi Hakkındaki raporlarını...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full tr-image-4216" title="gantep_meb" src="http://www.kamusitesi.com/depo/uploads/2012/02/gantep_meb.jpg" alt="" width="330" height="217" />Gaziantep Milli Eğitiminde garip işler olmaya devam ediyor, skandalların ardı arkası kesilmiyor.</p>
<p>Gaziantep’te Türk Eğitim-Sen’in yöneticisi, sendikasının görüşlerini, Gaziantep Milli Eğitimi Hakkındaki raporlarını yerel gazetede köşe yazısı olarak yayımladı diye, sendika yöneticisi hakkında disiplin soruşturması açıp ceza veriliyor. Üstelik bu işi Hem İl Milli Eğitim Müdürü, hem Şehitkamil İlçe Milli Eğitim Müdürü, hem de Eğitim Denetmenleri Başkanı ortaklaşa yapıyorlar.  İşin içinde özellikle seçilimiş bazı kişilerden oluşan İl Milli Eğitim disiplin kurulu üyelerinin de olduğu belirtiliyor.</p>
<p><strong>Sendikacı, basına açıklama yaparken kendilerinden izin almalıymış.</strong></p>
<p>Sendikacı basına açıklama yaparken, ya da yazı yazarken idareden izin almadı diye soruşturma açılıp ceza veriliyor.</p>
<p>Resmen husumet ve bir “<strong>kumpas</strong>” olarak nitelenecek bu eylem, söz konusu yöneticilerin fena halde başını ağrıtacağa benziyor. Türk Eğitim-Sen Gaziantep Şube başkanlığı Gaziantep Valiliğine yazı yazarak yasaları hiçe sayan, skandal işlemi yapan idareciler hakkında idari ve cezai işlemlerin yapılmasını isterken,  Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi konuyu direkt Milli Eğitim Bakanının önüne götürmeye ve Cumhuriyet Savcılığına ilgili şahıslar hakkında suç duyurularında bulunmaya ve dava açmaya hazırlandığı bilgisi alındı. TCK’nın 118. Maddesi de bu işlemi yapanlar hakkında 3 yıl hapis cezasına hükmedilmesi gerektiğini söylüyor.</p>
<p>Konuyla ilgili konuşan üst düzey bir sendika yöneticisi, konuyu Başbakan’a bile götüreceklerini, Başbakan’ın yayımladığı genelgelere muhalefet eden, tarafsızlığını yitirmiş söz konusu idareciler hakkında gereğinin yapılamasını isteyeceklerini, Başbakan’ın kendi yayımladığı genelgeye sahip çıkacağını, emirlerini ne yaptığını bilmeyen üç tane taşra idarecisine çiğnetmeyeceğini umduklarını belirtti.</p>
<p><strong>Kendinize gelin sayın müdürler, ortalıkta hukuk ve haklar var. Başbakan&#8217;ın genelgeleri sizi bağlamıyor mu?<br />
</strong></p>
<p>4688 sayılı yasadaki güvenceleri, uluslararası anlaşmaları, Anayasanın 90. Maddesini bir yana koysak bile;</p>
<p>12/06/2003 tarih ve 25136 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2003/37 Sayılı Başbakanlık Genelgesinin 2. Maddesinde ve 02/06/2005 Tarih ve 25833 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2005/14 Sayılı Başbakanlık Genelgesinin 7. Maddesinde, sendika yöneticilerinin basına açıklama ve sendikal faaliyetleri nedeniyle disiplin soruşturması yapılmayacağı açıkça belirtmiştir.</p>
<p>Ayrıca en son olarak da 30/01/2010 Tarih ve 27478 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2010/2 Sayılı Başbakanlık Genelgesinin 2. maddesindeki; “<strong>Sendika ve konfederasyon il ve ilçe temsilcileri ile sendika şubesi, sendika ve konfederasyon yöneticilerinin yürütmekte oldukları sendikal faaliyetler kapsamında yapacakları basın açıklamaları, disiplin soruşturmasına konu yapılmayacaktır.</strong>” Hükmü gayet açık ve nettir.</p>
<p>Sendika yöneticisine basına bilgi vermesi nedeniyle soruşturma açılamayacağına dair Türk Eğitim-Sen Genel Merkez sitesinde daha geniş hukuki bir açıklama olduğu görülmüştür. Daha önce de bu tür olaylarla karşılaşan ve yaptığı takibat sonucunda işlemi yapan idarecileri mahkum ettiren Türk Eğitim-Sen Genel Merkezinin açıklaması için tıklayınız.<br />
<a href="http://www.turkegitimsen.org.tr/haber_goster.php?haber_id=13730" target="_blank">http://www.turkegitimsen.org.tr/haber_goster.php?haber_id=13730</a></p>
<p>Ancak kanundan, mevzuattan, hukuktan habersiz, cahil insanların yapabileceği böyle bir işlemi hayretle karşılarken, Gaziantep’in Eğitim başarısında 80. sırayla Türkiye’nin en geri ili durumuna gelmesine de bu kafa yapısındaki idarecilerden dolayı şaşırmıyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamusitesi.com/gaziantep-milli-egitimi-basbakana-muhalefet-mi-ediyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başbakandan Memura Hakaret !</title>
		<link>http://www.kamusitesi.com/basbakandan-memura-hakaret.html</link>
		<comments>http://www.kamusitesi.com/basbakandan-memura-hakaret.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 16:48:04 +0000</pubDate>
		<!-- <dc:creator>edit034</dc:creator> -->
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu-Personel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[seçilmişleri atanmışlara kul etmeyiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kamusitesi.com/?p=4213</guid>
		<description><![CDATA[Başbakan &#8220;Seçilmişleri atanmışlara kul etmeyiz&#8221; diyerek bir anlamda devlet memurlarını sildi attı. Başbakanın talihsiz açıklaması birçok devlet memuru tarafından tepkiyle karşılandı. Memurlar; &#8220;Bu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a rel="attachment tr-att-4214" href="http://www.kamusitesi.com/basbakandan-memura-hakaret.html/secilmisleri_atanmislara_kul_etmeyiz"><img class="alignleft size-full tr-image-4214" title="secilmisleri_atanmislara_kul_etmeyiz" src="http://www.kamusitesi.com/depo/uploads/2012/02/secilmisleri_atanmislara_kul_etmeyiz.jpg" alt="" width="482" height="244" /></a>Başbakan &#8220;Seçilmişleri atanmışlara kul etmeyiz&#8221; diyerek bir anlamda devlet memurlarını sildi attı. Başbakanın talihsiz açıklaması birçok devlet memuru tarafından tepkiyle karşılandı. Memurlar; &#8220;Bu ülkenin bütün işini tahsiliyle, becerisiyle, uzmanlığıyla yürüten atanmış tabiriyle kastedilen biz memurlarız. Memurlar olmadan devlet yürümez ama Tayyip Erdoğan ve AKP şürekası toptan yok olsa, ülkede hiçbirşey aksamaz.&#8221; diyerek tepkilerini dile getirdiler.</p>
<p style="text-align: justify;">Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Gençlik Kolları&#8217;nın Abdi İpekçi Spor Salonu&#8217;nda gerçekleştirilen 3. Olağan Kongresi&#8217;ne Üsküdar Kısıklı&#8217;daki konutundan telekonferans yöntemiyle katıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Başbakan Erdoğan&#8217;a telekonferans yöntemiyle bağlantı sağlandıktan sonra kongreye katılanlar, &#8220;Aynı yoldan geçmişiz biz, aynı sudan içmişiz biz&#8221; sözlerini de içeren şarkıyı seslendirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Söz şimdi büyük ustada&#8221; diye sunulan Erdoğan, katılımcıları hasret ve muhabbetle selamladığını belirterek, Gençlik Kolları&#8217;nın 3. Olağan Kongresi&#8217;ne başarı diledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Erdoğan, &#8220;Bugün aranızda bulunmayı oradaki heyecanı, coşkuyu sizlerle birlikte yaşamayı çok arzu ediyordum. Ancak bildiğiniz gibi 26 Kasım&#8217;da geçirdiğim operasyonun nihai aşaması ve rutin parçası olan son durum nedeniyle doktorlarımızın tavsiyesi üzerine evimde istirahate devam ediyorum. Geçen hafta içinde rutin çalışmalarımıza kısmen başladık. İnşallah bu hafta itibariyle de rutin mesaiye başlayacak ve millete hizmet mücadelemizi artan bir ivmeyle devam ettireceğiz&#8221; dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Seçilmişleri atanmışlara kul etmeyiz&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Erdoğan, şöyle devam etti: &#8220;Hiç kimsenin önünde eğilmeyiz, hiç kimseye eyvallah demeyiz. Biz milletin emanetini taşıyoruz. TBMM&#8217;nin tasarrufunu farklı yerlere çekenler utanç yaşar. Demokraside yasama-yürütme ve yargının görevleri bellidir. Sınırları aşan her girişim yetki gaspıdır. Biz bu ülkede hiçbir zaman gayrı meşruluğa izin vermeyiz. Seçilmişleri atanmışlara kul etmeyiz.</p>
<p style="text-align: justify;">Münferit hadiseleri kaşıyanlar, abartanlar, farklı mecralara çekmek isteyenler Türkiye&#8217;nin düşmanlarına hizmet etmiş olurlar. Bu ülkenin kurumları arasında bir çekişme yoktur, olamaz. Yazarları, aydınları, medyayı ve özellikle siyasetçileri daha sağduyulu davranmaya davet ediyorum. Bunu yapanlar mahçup olacaklardır. Kimse AK Parti&#8217;yi gönülden seven kesimlerin gönül dünyasını kirletemez.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Hiç kimse ellerini ovuşturmasın&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Demokraside, yasamanın, yürütmenin, yargının yetki ve sınırlarının belli olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu: &#8220;Sınırları aşan her türlü girişim, yetki gasbıdır, millet iradesinin çiğnenmesidir. Gücünü milletten almayan, milletle aynı yöne, aynı istikamete bakmayan her girişim millet nezdinde, anayasa ve yasalar nezdinde gayrimeşrudur. Biz bu ülkede gayrimeşruluğa izin vermeyiz. Hiçbir zaman seçilmişleri, atanmışlara kul etmeyiz. 9 yıl boyunca gerek yasama, yürütme ve yargının gerek kurumların uyum ve koordinasyon içinde çalışabilmesi için tam bir hassasiyet içinde olduk.</p>
<p style="text-align: justify;">Reformlarla uyguladığımız kararlı politikalarla gerçekleştirdiğimiz sessiz devrim niteliğindeki değişim ve dönüşümle, kurumların uyum ve koordinasyonunu en güçlü şekilde temin ettik. Hiç kimse ellerini ovuşturmasın, hiç kimse fitne ve fesat tohumlarının yeşereceği umuduna kapılmasın, hiç kimse kriz duasına çıkmasın, hiç kimse kaos ve çatışma hayalleri kurmasın. Bu ülkenin tüm kurumları tarihte hiç görüşmemiş ölçüde uyum ve motivasyon içinde görevlerini yapıyorlar.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">MİT krizi</p>
<p style="text-align: justify;">Recep Tayyip Erdoğan, yargı, emniyet, asker ve istihbaratın büyük bir koordinasyon içinde millet adına ve millet için özveriyle vazifelerini yerine getirdiklerini vurgulayarak, herhangi bir kurumu yıpratmanın, kurumlar arasında uyumsuzluk varmış gibi lanse etmenin, kaosa hizmet etmenin, ülkeye de millete de hayır getirmeyeceğini söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Münferit hadiseleri abartanların, farklı mecralara sevk etmek isteyenlerin ne ülkeye ne de millete hizmet etmiş olmayacaklarını bilmesi gerektiğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti: &#8220;Tam tersine bunlar Türkiye&#8217;nin hasımlarına, düşmanlarına hizmet etmiş, onların değirmenine su taşımış olurlar. Açık söylüyorum, ne devletin kurumları arasında ne de bu milletin evlatları arasında bir çatışma, bir husumet, anlaşmazlık yoktur ve olamaz. Bu ülkenin aydınlarını, yazarlarını, medyasını, özellikle de siyasetçilerini daha sağduyulu ve daha sorumlu davranmaya davet ediyorum.<br />
Sağduyuyu telkin etmek yerine, kışkırtmaya tercih edenler, millet önünde mahcup<br />
olurlar ve mahcup olacaklardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hükümetin, TBMM&#8217;nin tasarrufunu, sağduyulu girişimlerini, millet idaresini yücelten adımlarını farklı yerlere çekenler, millet huzurunda büyük utanç yaşarlar. Bizler, ülkemize, sevgi tohumları ekmenin, kardeşlik iklimi geliştirmenin mücadelesi içindeyiz. Hiçbir provokasyona, hiçbir tezgaha, hiç bir fitne girişimine fırsat vermeyiz, alet olmayız. Kimse AK Parti&#8217;yi gönülden seven kesimlerin gönül dünyasını kirletemez, samimiyetini zedeleyemez, kardeşlik dünyasını zehirleyemez. Bizler, basiretle, ferasetle, inanç ve muhabbetle yolumuza devam edeceğiz.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Modern ve dindar bir gençlik</p>
<p style="text-align: justify;">Başbakan Erdoğan, bu ülkede geçmişte yapılan hataların millete ve ülkeye de çok ağır bedeller ödettiğini belirterek, bu bedellerin de tekrar tekrar ödenmesine, millete yeniden ağır faturalar ödetilmesine razı olmayacaklarını söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: &#8220;İşte onun için &#8216;gençlik&#8217; diyoruz. İşte onun için en büyük yatırımı yeni nesillere, gençlere yapıyoruz. İyi eğitim almış, en modern altyapıya kavuşmuş, bilgi ve hikmetle donanmış bir gençlik için tüm imkanları seferber ediyoruz.<br />
Dünya ile rekabet edebilen, dünyayı yakından takip eden, meselelere sahip çıkan,<br />
bir ayağı bu topraklarda, diğer ayağı ile alemleri gezen bir gençlik tahayyül ediyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">En önemlisi de milli, manevi değerlerine sahip çıkan, onları yaşatan, geleceğini geçmişinden aldığı güç, gurur ve ilhamla şekillendiren bir gençlik tasavvur ediyoruz. Altını çiziyorum; modern, dindar bir gençlikten bahsediyorum. Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kalbinin davacısı bir gençlikten bahsediyorum. Kökü ezelde, dalı ebedde bir sistemin aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip bir gençlikten bahsediyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Ben şu anda Abdi İpekçi Kapalı Spor Salonu&#8217;ndaki gençliği böyle bir gençlik<br />
olarak karşımda görüyorum. Türkiye&#8217;nin aydınlık gençliğini ve geleceğini bir<br />
daha selamlıyorum. AK Parti İstanbul gençliğini, sizin şahsınızda ülkemin tüm<br />
gençlerini muhabbetle selamlıyorum. İstanbul İl Gençlik Kollarının Kongresine<br />
başarılar diliyorum. Yeni görev alacak kardeşimize Allah yar ve yardımcısı<br />
olsun. Yolunuz ve bahtınız açık olsun.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamusitesi.com/basbakandan-memura-hakaret.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zorunlu Eğitim 4 Yıla İniyor !</title>
		<link>http://www.kamusitesi.com/zorunlu-egitim-4-yila-iniyor.html</link>
		<comments>http://www.kamusitesi.com/zorunlu-egitim-4-yila-iniyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 16:30:14 +0000</pubDate>
		<!-- <dc:creator>edit034</dc:creator> -->
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu-Personel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kamusitesi.com/?p=4211</guid>
		<description><![CDATA[Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu nun &#8220;Dindar Nesil Yetiştirme”nin İlk Adımı: Zorunlu Eğitimin Kademelendirilerek 12 Yıla Çıkarılması!&#8221; başlıklı açıklama metnidir. 21.02.2012 AKP’nin, iktidarda...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span><a rel="attachment tr-att-4212" href="http://www.kamusitesi.com/zorunlu-egitim-4-yila-iniyor.html/attachment/251396"><img class="alignleft size-full tr-image-4212" title="251396" src="http://www.kamusitesi.com/depo/uploads/2012/02/251396.jpg" alt="" width="484" height="384" /></a>Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu nun &#8220;Dindar Nesil Yetiştirme”nin İlk Adımı: Zorunlu Eğitimin Kademelendirilerek 12 Yıla Çıkarılması!&#8221; başlıklı açıklama metnidir. </span></p>
<h3 style="text-align: justify;">21.02.2012</h3>
<div>
<p style="text-align: justify;">AKP’nin, iktidarda olduğu 9 yıl içinde eğitim sistemini okul öncesinden yükseköğretime kadar kendi siyasal-ideolojik çizgisine uygun olarak biçimlendirmeye çalıştığı bilinmektedir. Geçtiğimiz yıllar içinde eğitim sisteminin yapboz tahtasına çevrilmesi yetmezmiş gibi şimdi de bizzat iktidar partisinin önerisiyle zorunlu eğitimin kendi içinde kademelendirilerek 12 yıla çıkarılmasına yönelik adımlar atılmaya başlanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">18. Milli Eğitim Şurası’nda hükümete yakın sendikaların ve bakanlık bürokratlarının birlikte hareket etmeleri ile “tavsiye kararı olarak alınan” “1+4+4+4” şeklinde formüle edilen 13 yıllık zorunlu eğitim, okul öncesi zorunlu olmaktan çıkarılarak, “4+4+4 kademeli eğitim” şeklinde düzenlenmiş ve konu ile ilgili kanun teklifi iktidar partisi tarafından TBMM’ye sunulmuştur. Yapılması planlanan düzenlemeye göre 8 yıllık kesintisiz eğitim kaldırılacak ve yerine 4+4+4&#8242;ten oluşan kademeli sistem getirilecektir.</p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Zorunlu eğitim 12 yıla çıkmıyor, fiilen 4 yıla iniyor! </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yeni sistemde ilköğretimin 4+4 şeklinde iki kademeden oluşacağı, üçüncü 4 yılın “ortaöğretim” olması ve lise eğitiminin temel eğitim kapsamına alınarak zorunlu olması amaçlanmaktadır. Burada yapılması planlanan ve düzenlemenin bizce esas amacını oluşturan nokta ilk dört yılı bitiren öğrencinin halen devam ettiği ilköğretim okuluna devam edebileceği gibi başka bir okulun “ikinci kademesine” devam edebilmesinin önünün açılmasıdır. Böyle bir düzenleme yapılması ister istemez ilköğretim dördüncü sınıftan itibaren öğrencilerin, 8 yıllık kesintisiz eğitim nedeniyle kapanan imam hatip okullarının 6. 7. ve 8. sınıfa denk gelen bölümlerinin yeniden canlandırılmasına yönelik olduğunu akla getirmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu aşamada öngörülen bir diğer önemli ve tehlikeli değişiklik, zorunlu temel eğitime öğrencilerin 4. sınıftan sonra dışarıdan “açık öğretim” ile devam edilebilmesinin önünün açılması ve çocukların dolayısıyla okuldan ve okul ortamından uzaklaştırılmasıdır. Teklifin yasalaşması durumunda 4. sınıftan itibaren “örgün eğitimi” ortadan kalkacak ve öğrencilerin hem açık öğretime hem de Kuran kurslarına aynı anda devam etmesinin önünü açılacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">TBMM’ye sunulan kanun teklifi ile “İlköğretim ve Eğitim Kanunu”, “Milli Eğitim Temel Kanunu” ve 8 yıllık kesintisiz temel eğitimi getirmek için 1997 yılında çıkarılan 4306 sayılı kanunda değişiklik yapılacaktır. Her ne kadar “kademeli zorunlu eğitim” düzenlemesi 5. sınıftan itibaren çocukları “mesleğe yöneltme” gibi bir gerekçe ile dile getiriliyor olsa da ilköğretim dördüncü sınıfta okuyan bir çocuğun pedagojik olarak, kendi iradesiyle meslek seçimine nasıl yöneltileceği, mevcut eğitim sistemi ve eğitimin niteliği açısından büyük bir soru işaretidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğitim Sen olarak daha önce de vurguladığımız gibi, söz konusu teklifin amacının tek başına Türkiye’de zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması olmadığını bir kez daha vurgulama ihtiyacı hissediyoruz. Söz konusu düzenlemenin hangi amaçla yapıldığını anlamak için başbakanın “dindar nesil yetiştirmek istiyoruz” açıklamasına bakmak yeterlidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Geçtiğimiz 9 yıl içinde eğitim politikalarının oluşturulması ve yürütülmesinden müfredatın içeriğinin dinsel söylemlerle değiştirilmesine, oradan hükümetin sözünden çıkmayan yönetici kadrolarının seçimine kadar eğitim sistemimiz ağırlıkla dinsel referanslarla yeniden biçimlendirilmiştir. Ortaokulların yeniden devreye girmesi demek olan bu düzenlemenin, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasından çok, AKP’nin arka bahçesi olarak gördüğü imam hatip okullarının önünü açmak olduğu tartışma götürmez bir gerçektir. Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasının bu amacı gerçekleştirmek için bir “kılıf” olarak kullanılması, iktidar partisinin samimiyetsizliğinin somut bir göstergesidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Zorunlu Eğitim 15 Yıla Çıkarılmalıdır!</strong></p>
<p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Eğitim Sen olarak eğitim politikaları belirlenirken, bilimsel veriler ve gerçek ihtiyaçlar üzerinden belirlemeler yapılması ve siyasi iktidarın siyasal tercihleri üzerinden öğrencilerin geleceği ile oynanmaması gerektiğini savunuyoruz. Hükümet ve Milli Eğitim Bakanlığı zorunlu eğitimi kademeli hale getirme uygulaması ile eğitim sisteminden çok, kendi siyasal-ideolojik hedeflerini gerçekleştirme amacıyla hareket etmektedir. AKP Hükümeti ve Milli Eğitim Bakanlığı böyle bir amaçlarının olmadığını ispat etmek istiyorlarsa gerekli altyapı hazırlıklarını yaparak zorunlu eğitimi 3-4 ve 5-6 yaş olmak üzere 2 yıl okul öncesi, 9 yıl ilköğretim ve 4 yıl ortaöğretim olmak üzere 15 yıla çıkarmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğitim Sen, ders programlarının yeniden gözden geçirilerek zenginleştirilmesi ile ilgili önlemlerle birlikte zorunlu eğitimin iktidar partisinin ve Başbakan’ın siyasal hedeflerine ulaşmasını sağlamak için değil; öğrencilerimizin daha nitelikli, laik, bilimsel ve demokratik bir eğitim sürecinden geçmesini sağlayacak biçimde düzenlenmesini savunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Öğrencilerimiz, okul öncesi ve ilköğretim süresince ilgi ve yetenekleri doğrultusunda rehberlik ve yönlendirme eğitimi almaları ve hangi mesleğe yöneleceklerini kendileri belirlemelidir. Mesleğe yöneltme, AKP’nin hedeflediği gibi “dindar nesil yetiştirme” fabrikaları olarak görülen ve ağırlıklı olarak dini eğitim veren okullara değil; teknik bilimler, fen bilimleri, sosyal bilimler, güzel sanatlar vb. alanlara yönlendirme şeklinde olmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Öğrencilerimizin Bakanlığın ya da ailelerinin yönlendirmesiyle değil, eğitim sürecinin başından sonuna kadar kendi ilgi ve yeteneklerine göre bir eğitim sürecini yaşaması sağlandığı zaman zorunlu eğitimin süresi üzerinden yapılan bütün spekülasyonların önüne geçilebilecektir.</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamusitesi.com/zorunlu-egitim-4-yila-iniyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okulda Kravat Mecburiyeti Kaldırılıyor</title>
		<link>http://www.kamusitesi.com/okulda-kravat-mecburiyeti-kaldiriliyor.html</link>
		<comments>http://www.kamusitesi.com/okulda-kravat-mecburiyeti-kaldiriliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 16:26:10 +0000</pubDate>
		<!-- <dc:creator>edit034</dc:creator> -->
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[kravat zorunluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[meb]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kamusitesi.com/?p=4209</guid>
		<description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanlığı kılık kıyafet serbestisinin ilk adımını hayata geçirmeye hazırlanıyor. 12 Eylül Darbesi’nden sonra yürürlüğe giren kravat takma zorunluluğu öğretmen ve öğrencilerin...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: Tahoma;"><a rel="attachment tr-att-4210" href="http://www.kamusitesi.com/okulda-kravat-mecburiyeti-kaldiriliyor.html/attachment/66378"><img class="alignleft size-full tr-image-4210" title="66378" src="http://www.kamusitesi.com/depo/uploads/2012/02/66378.jpg" alt="" width="452" height="358" /></a>Milli Eğitim Bakanlığı kılık kıyafet serbestisinin ilk adımını hayata geçirmeye hazırlanıyor.</p>
<p>12 Eylül Darbesi’nden sonra yürürlüğe giren kravat takma zorunluluğu öğretmen ve öğrencilerin isteğiyle kaldırılıyor. Türkiye’de okulların geneline yayılması amaçlanan yeni bir uygulamaya göre, öğrencilerin kravat takma zorunluluğu olmayacak. Çalışma, öğretmenlerin görüşü doğrultusunda şekillendirildi. Öğretmenler, kravatın artık bir formaliteye döndüğü, kravatların gevşek bırakılarak daha saygısız bir görüntü oluştuğunu belirttiler. Ayrıca kravatlarla yapılan el şakalarının şiddete dönüştüğü gibi konularda sıkıntılar dile getirildi. Hem öğretmenlerden hem öğrencilerden aynı talep gelince Milli Eğitim Bakanlığı harekete geçti.Milli Eğitim Bakanlığı önümüzdeki eğitim döneminden itibaren okullarda öğrencilerin mecburi olarak kravat takılmasını öngören şartı kaldırmak için çalışma başlattı. Bakanlık yetkililerinden edinilen bilgiye göre, yasağın güvenlik, görüntü ve sağlık gerekçeleriyle uygulanması gerektiği belirtildi.<br />
</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamusitesi.com/okulda-kravat-mecburiyeti-kaldiriliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bayan öğretmenlere taciz iddiası</title>
		<link>http://www.kamusitesi.com/bayan-ogretmenlere-taciz-iddiasi.html</link>
		<comments>http://www.kamusitesi.com/bayan-ogretmenlere-taciz-iddiasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 15:54:25 +0000</pubDate>
		<!-- <dc:creator>edit271</dc:creator> -->
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kamusitesi.com/?p=4207</guid>
		<description><![CDATA[Adana merkezdeki Semerkant İlköğretim Okulu&#8217;nda okul müdürü ve bir hizmetlinin tacizine maruz kaldıklarını ileri sürülen S.T. ve H.G. adlı iki öğretmenin, soruşturma ile...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full tr-image-1273" src="http://www.kamusitesi.com/depo/uploads/2011/07/tecavuz3.jpg" alt="" width="200" height="152" />Adana merkezdeki Semerkant İlköğretim Okulu&#8217;nda okul müdürü ve bir hizmetlinin tacizine maruz kaldıklarını ileri sürülen S.T. ve H.G. adlı iki öğretmenin, soruşturma ile başka bir okula sürgün edilmesine Eğitim-Sen Adana şubesi tepki gösterdi.<br />
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi ve CHP Ankara Milletvekili Levent Öz, Türkiye&#8217;de binlerce kadının şiddet ve tacize maruz kalmasına rağmen bunun sadece yüzde 2&#8242;sinin adliyeye intikal ettiğini söyledi. Öz, Adana&#8217;da tacize uğrayan öğretmenlere sahip çıkılması yerine onların başka bir okula sürgün edilmesinin ise kabul edilemez olduğunu, konuyu komisyona taşıyacaklarını belirtti.</p>
<p>Adana merkezdeki Semerkant İlköğretim Okulu&#8217;nda okul müdürü ve bir hizmetlinin tacizine maruz kaldıkları ileri sürülen S.T. ve H.G. adlı iki öğretmenin, konuyla ilgili olarak Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesi&#8217;ne açtıkları dava sonrasında bir başka okula tayin edildiği yönündeki iddiaların yankısı sürüyor. Konuyla ilgili olarak CHP İl Binası&#8217;nda Eğitim-Sen Adana Şube Başkanı Kamuran Karaca ile birlikte toplantı düzenleyen TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi ve CHP Ankara Milletvekili Levent Öz,</p>
<p>yaşananların kabul edilemez olduğunu söyledi. CHP İl Başkanı Zeydan Karalar&#8217;ın da hazır bulunduğu toplantıda konuşan Gök, kadına yönelik şiddet ve tacizin Türkiye&#8217;de yaygın olarak görülen bir insan hakkı ihlali olduğunu ve her geçen gün de arttığını belirtti.</p>
<p>&#8220;KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN SADECE YÜZDE 2&#8242;Sİ YARGIYA TAŞINIYOR&#8221;</p>
<p>Türkiye&#8217;de hemen hemen her gün onlarca kadının şiddet ve tacize maruz kaldığını kaydeden Gök, &#8220;Ancak adli makamlara yansıyan istatistikler, Türkiye&#8217;de yaşanan bu ağır hak ihlallerinin çok küçük bir bölümünü oluşturuyor. Yaşanan olayların sadece yüzde 2&#8242;lik bir bölümü yargıya intikal ediyor. Kadın şiddete ya da tacize maruz kaldığı anda ilk başta çevre ya da aile baskısı nedeniyle konuyu yargıya taşıyamıyor. Daha da ilginci, polis merkezine giden kadına burada polis memurları şikayetini geri alması için</p>
<p>kendisine baskı uygulanıyor. Bu nedenle de Türkiye&#8217;de kayda alınmayan ve tespiti imkansız binlerce olay var. Genel olarak Türkiye tablosuna bakıldığında sadece o yüzde 2&#8242;lik tabloyu görebiliyoruz. Geriye kalan yüzde 98&#8242;inden hiçbirimizin haberi yok. Türkiye, ne yazık ki bu acı gerçekleri yaşamaya devam ediyor&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;ÖĞRETMEN ARKADAŞLARIMIZ BÜYÜK BİR &#8216;MEDENİ CESARET&#8217; GÖSTERDİ&#8221;</p>
<p>Semerkant İlköğretim Okulu&#8217;nda okul müdürü ve bir hizmetlinin tacizine maruz kalan ve konuyu yargıya taşıdıkları gerekçesiyle &#8216;sürgün&#8217;e gönderilen kadın öğretmenlerle ilgili yaşanan gelişmelere dikkat çeken Gök, &#8220;Kadınlarımız bu başvuruyu yaparken, ortaya koydukları &#8216;medeni cesaret&#8217;i kutlamak gerek. Çünkü bu arkadaşlarımız evli. Yaşadıkları durum sadece kendi iç dünyalarında değil, aynı zamanda ailelerinde de bir travma ve tahribata neden oldu. Ama arkadaşlarımız tüm bunları göğüslediler ve konuyu</p>
<p>yargıya taşıdılar. Belki onlara bu konuyu kapatmaları için baskı uygulandı, bunu bilemeyiz ama gösterdikleri cesaret alkışlanmalı. Peki, onların bu başvurusunun ardından yapılması gereken nedir? Devlet ya da toplumun bu arkadaşlarımıza sahip çıkmasıdır. Böyle oldu mu? Bir müddet sonra görülmüştür ki, öğretmen arkadaşlarımız başka bir okula sürgüne gönderildi&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;BU NE KADAR AYMAZ VE VURDUMDUYMAZ BİR DURUM&#8221;</p>
<p>Levent Gök, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8220;Fiziki ve psikolojik anlamda ağır bir saldırıya maruz kalacaksınız, bu konuda hakkınızı sonuna kadar savunup, saldırıyı gerçekleştirenlerin cezalandırılması için mücadele vereceksiniz, bunun karşılığında görevinizden alınıp, başka bir okula sürgüne gönderileceksiniz. Bunun herhangi bir mantıkla ya da kadını korumaya yönelik bir davranış olarak izah etmek mümkün mü? Bu ne kadar aymaz ve vurdumduymaz bir durum. Kadını adeta tacize ve şiddete uğradı diye cezalandırıyorsunuz. Böylesi bir mantığı kabul etmek</p>
<p>mümkün değil. Kadına ve insanlığa bakış açısı bu şekilde olduğu müddetçe kadınlarımız kendilerine yönelik en ufak bir haksızlıkta dahi haklarını aramaktan kaçınacaktır. Şiddete maruz kalan, taciz edilen bir kadının toplum tarafından korunup, sahip çıkılması, arkasında durulması, onun acılarının paylaşılması, çektiği ızdırapların ona unutturulması yönünde bir çaba sarf edilmesi gerekirken, böylesi bir yaklaşım içine girilmesi kabul edilir gibi değil.&#8221;</p>
<p>&#8220;ÖĞRETMENLERİN SÜRGÜNE GÖNDERİLMESİ ANLAŞILIR GİBİ DEĞİL&#8221;</p>
<p>Adana&#8217;da yaşanan bu olayı TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu&#8217;na taşıyacakları gibi gerekli işlemlerin de yapılmasını sağlayacaklarını dile getiren Gök, konunun takipçisi olacaklarını sözlerine ekledi.</p>
<p>Eğitim-Sen Adana Şube Başkanı Kamuran Karaca ise, bugün yaşananların vahim ve üzücü olduğunu ifade ederek, yaklaşık 1.5 yıl önce yaşanan olayın sürüncemede bırakıldığını, okul müdürü ve hizmetli hakkında idari işlem başlatılmasını beklerken tacize uğrayan öğretmenlerin sürgün edilmesi durumuyla karşı karşıya kaldıklarını anlattı. Böylesi bir yaklaşımın anlaşılamaz olduğunu, İl Milli Eğitim Müdürlüğü&#8217;nün aldığı bu kararın gerekçesini ne olarak göstereceğini merak ettiklerini belirten Karaca, şunları</p>
<p>söyledi:</p>
<p>&#8220;Bu iki öğretmen arkadaşımızın mağduriyeti üzerinden Türkiye&#8217;de kadınların yaşadığı bu travmanın ortadan kaldırılmasına dönük bir çalışma yapılmasını talep ediyoruz. Bu konuda CHP&#8217;nin üzerine düşeni yapacağına inanıyoruz.&#8221;</p>
<p>memurlar.net</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamusitesi.com/bayan-ogretmenlere-taciz-iddiasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ev sahipleri maliye bakanlığını şaşırttı.</title>
		<link>http://www.kamusitesi.com/ev-sahipleri-maliye-bakanligini-sasirtti.html</link>
		<comments>http://www.kamusitesi.com/ev-sahipleri-maliye-bakanligini-sasirtti.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 15:44:28 +0000</pubDate>
		<!-- <dc:creator>edit271</dc:creator> -->
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kamusitesi.com/?p=4206</guid>
		<description><![CDATA[Bu yıl ilk kez otomatik vergilendirme sistemine geçen Maliye şok sonuçla karşılaştı. 500 liranın üzerinde kira alan mükellefleri denetleyen Maliye, her 2 ev...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full tr-image-768" src="http://www.kamusitesi.com/depo/uploads/2011/06/para41.jpg" alt="" width="207" height="214" />Bu yıl ilk kez otomatik vergilendirme sistemine geçen Maliye şok sonuçla karşılaştı.<br />
500 liranın üzerinde kira alan mükellefleri denetleyen Maliye, her 2 ev sahibinden birinin eksik beyan verdiğini tespit etti. Maliye, bunun üzerine 460 bin ev sahibine ödemeleri gereken asıl beyannameyi gönderdi.</p>
<p>ÇARPICI SONUÇLARA ULAŞILDI</p>
<p>Kira vergisinde bu yıl ilk kez otomatik vergilendirme sistemine geçen MaliyeBakanlığı&#8217;nın, önceki yıllarda beyan edilen kira gelirleri ile ilgili yaptığı incelemede çarpıcı sonuçlara ulaşıldı.</p>
<p>Star gazetesinin haberine göre,Maliye Bakanlığı elemanları, 2010 yılı itibariyle devlete verilen 827 bin liralık kira vergisibeyannamesini, bankalardan ve PTT&#8217;den topladığı verilerle çapraz olarak karşılaştırdı. Yapılan karşılaştırma sonucunda, 460 bin beyannamenin elde edilen gelirin altında olduğu belirlendi.</p>
<p>YENİ BEYANNAMELER GÖNDERİLDİ</p>
<p>Eksik beyan tutarlarında yapılan ikinci çalışmada ise birçok ev sahibinin istisna tutarına yakın veya biraz üzerinde beyanda bulunduğu saptandı. Örneğin, yılda 5 bin lira kira geliri elde eden ev sahibi, 2010 yılı için belirlenen 2 bin 600 liralık istisna tutarının biraz üzerinde belirliyor. Böylece, devlete kira vergisinin sadece üçte birini ödüyor. Maliye kaynakları bazı ev sahiplerinin eksik beyanlarının çok düşük tutarlarda olduğunu kaydettiler. Yetkililer, bu kapsamdaki ev sahiplerinin ise dikkatsizlikten dolayı eksik beyanda bulunmuş olabileceğini kaydetti. Maliye bu tespitlerin ardından kendi hazırladığı beyannameleri ev sahiplerine gönderdi. Bu arada denetimlerde, bazı sağlamcı ev sahiplerinin ise elde ettiği kira gelirinin üzerinde beyanda bulunduğu tespit edildi. Bu tür beyannamelerin ise çok az olduğu bildirildi.</p>
<p>Kaynak : http://www.haber3.com/maliye-bakanligi-sokta&#8211;1206170h.htm#ixzz1n21C3YK9</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamusitesi.com/ev-sahipleri-maliye-bakanligini-sasirtti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bahçeli&#8217;den şok iddia!</title>
		<link>http://www.kamusitesi.com/bahceliden-sok-iddia.html</link>
		<comments>http://www.kamusitesi.com/bahceliden-sok-iddia.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 15:28:18 +0000</pubDate>
		<!-- <dc:creator>edit271</dc:creator> -->
				<category><![CDATA[Editörün Seçtikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kamusitesi.com/?p=4205</guid>
		<description><![CDATA[Bahçeli&#8217;den &#8220;MİT, AKP, KCK ilişkisinin kanıtları savcıda&#8221; iddiası. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında çarpıcı açıklamalara imzasını attı. Bahçeli MİT, AK...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full tr-image-1701" src="http://www.kamusitesi.com/depo/uploads/2011/08/bahçeli.jpg" alt="" width="222" height="220" />Bahçeli&#8217;den &#8220;MİT, AKP, KCK ilişkisinin kanıtları savcıda&#8221; iddiası.</p>
<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında çarpıcı açıklamalara imzasını attı. Bahçeli MİT, AK Parti ve KCK ilişkisinin kanıtlarının savcının elinde olduğunu iddia etti.</p>
<p>MHP Başkanı Bahçeli hükümetin MİT krizindeki tutumunu eleştirdi ve Başbakan Erdoğan’ın ‘Seçilmişleri atanmışlara kul etmeyiz’ sözlerine tepki gösterdi: Milletin yetkisini almış milletvekilleri dört duvar arasında kalmışken siz bu sözleri ağzınıza almaya nasıl cüret edersiniz?<br />
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında, hükümetin MİT krizindeki tutumunu eleştirdi. &#8220;MİT, KCK, PKK, AKP arasındaki ilişkinin kanıtlarının bulunması ve savcıya ulaşması gerçekleri ortaya koymuştur&#8221; diyen Bahçeli konuşmasında şu ifadelere yer verdi:</p>
<p>-AKP devlet yönetimindeki başıbozukluğun adresidir. Sürtüşmenin yıldızdır. Bozgunculuğun elebaşıdır. Hırsızlığın uzun parkur atletidir. Hukuksuzluğun “One minute” kurnazlığıdır.</p>
<p>-MİT mensuplarının korunması amacıyla acele bir düzenlemeye gidilmiştir. AKP’deki hakkaniyet sloganlarının sadece kuru gürültü olduğu ortaya çıkmıştır. Deyim yerindeyse yavuz hırsız ev sahibini bastırmıştır. Bu yasal adım anti demokratiktir.</p>
<p>-Büyük resim tutkunu Başbakan değişikliği anında onaylamıştır. AKP Hükümeti maç oynanırken kural değiştirmiştir. AKP süren soruşturma sürecine müdahale etmiştir.</p>
<p>-Sayın Cumhurbaşkanı’nın tutumu son derece sorunlu olmuştur. Bu son gelişmelerle AKP haddini aşmıştır.</p>
<p>-MİT, KCK, PKK, AKP arasındaki ilişkinin kanıtlarının bulunması ve savcıya ulaşması gerçekleri ortaya koymuştur. MİT mensupları hakkında yakalama kararı hemen kaldırılmıştır üzeri örtülmeye çalışılmıştır. İktidar adalet duygusunun üstüne tüy dikmiştir. Kendine göre yasa çıkarmış, günü kurtarmaya çalışmıştır. Madem Mit Kanunu’nda değişiklik yapılmıştır o halde savcılık talebine olumlu cevap verilmelidir.</p>
<p>‘TUTUKLU VEKİLLER VARKEN NASIL SEÇİLMİŞ DERSİN?’</p>
<p>-Sayın Başbakan &#8220;Hiçbir zaman seçilmişleri atanmışlara kul etmeyiz” sözlerini söyledi. Bu sözler boş bir çığlıktır. Sayın Başbakan milletin yetkisini almış milletvekilleri dört duvar arasında kalmışken siz bu sözleri ağzınıza almaya nasıl cüret edersiniz?</p>
<p>-Sizin gözünüzde Engin Alan seçilmiş değil midir? Bu nasıl bir çelişkidir. Vekillerin uydurma darbe iddialarıyla köşeye sıkıştırılmalarına siz hukuk mu diyorsunuz? Doğruyu yanlıştan ayırma yetisini mi kaybettiniz?</p>
<p>AK PARTİ-CEMAAT GERİLİMİ İDDİASI</p>
<p>-Başbakan’ın “Hiç kimse fitne ve fesat tohumlarının yeşereceğini sanmasın, kimse kriz duasına çıkmasın” beyanları kendisi açısından ileri derecede talihsizliktir. Asıl fitne tohumlarını eken partisidir. Kargaşa bombasının pimini çekmesin bizim için yeterlidir.</p>
<p>-Ağır yıkıcı terör riskine karşı tedbirsiz kalan AKP’nin başka şeylere güvenmesi kimseye fayda sağlamayacaktır. Başbakan ve hükümeti bir an önce Türkiye gerçeğine geri dönmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamusitesi.com/bahceliden-sok-iddia.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Memur Maaşları Son 9 Yılda Yüzde 30 Eridi</title>
		<link>http://www.kamusitesi.com/memur-maaslari-son-9-yilda-yuzde-30-eridi.html</link>
		<comments>http://www.kamusitesi.com/memur-maaslari-son-9-yilda-yuzde-30-eridi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 08:12:45 +0000</pubDate>
		<!-- <dc:creator>edit272</dc:creator> -->
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Sendikalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kamusitesi.com/?p=4203</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk: Bu Zulme Bir Son Verin Türkiye Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi’nin yapmış olduğu 2012 Ocak ayına ait asgari...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-full tr-image-4204" title="memurmaaslarieridi" src="http://www.kamusitesi.com/depo/uploads/2012/02/memurmaaslarieridi.jpg" alt="" width="395" height="300" />Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk: Bu Zulme Bir Son Verin </strong></p>
<p><strong>Türkiye Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi’nin yapmış olduğu 2012 Ocak ayına ait asgari geçim endeksi sonuçları açıklanmıştır. </strong></p>
<p>Çalışan tek kişinin yoksulluk sınırı Ocak ayında yüzde 1,75 oranında artarak 1.635,33 TL oldu.</p>
<p>Dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddi ise yüzde 2.33 oranında arttı ve 3.299,40 Lira olarak belirlendi.</p>
<p>Çalışan tek kişinin açlık sınırı ise bir önceki aya göre yüzde 2,0 oranında arttı ve 1.257 Lira 60 Kuruş oldu.</p>
<p>Yapılan araştırmada bir memur ortalama maaşının yüzde 74,48’ini yalnızca gıda ve barınma harcamalarına ayırmak zorunda kaldı. Ortalama ücretle geçinen bir memur ailesinin ulaşım, sağlık, eğitim, haberleşme, giyim gibi diğer zorunlu ihtiyaçlarını karşılaması için Ocak 2012 maaşından geriye yalnızca 440,26 TL kaldı.</p>
<p>Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge merkezi’nin araştırması, memur maaşlarının 9 yılda yüzde 30 eridiğini ortaya koydu. Konuyla ilgili açıklama yapan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, memur maaşlarına yapılan artışların gerçek enflasyonu karşılamadığını bu nedenle maaşların 9 yılda üçte bir oranında azaldığını söyledi.</p>
<p>Koncuk, “2002 yılından beri enflasyon yüzde 133.89 oranında artarken vatandaşlarımızın tüketmek zorunda olduğu ürünlerin fiyatı yüzde 164.64 oranında artış gösterdi. Bu rakamlar memurların hangi şartlarda hizmet üretmeye çalıştığını ortaya koymaktadır. 9 yılda maaşlarının üçte birini kaybeden kamu çalışanları 2012 yılı için henüz zam almamışlardır. Memurlarımız aylık 440 lirayla geçinmek zorunda kalmaktadırlar. Yetkililerin bu gerçeği görerek, toplu sözleşme kanununu taleplerimiz doğrultusunda bir an önce çıkarmaları ve bu zulme bir son vermeleri gerekmektedir.” Şeklinde açıklamada bulundu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamusitesi.com/memur-maaslari-son-9-yilda-yuzde-30-eridi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8221;Hem memurum hem PKK&#8217;lı !&#8221;</title>
		<link>http://www.kamusitesi.com/hem-memurum-hem-pkkli.html</link>
		<comments>http://www.kamusitesi.com/hem-memurum-hem-pkkli.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 08:06:17 +0000</pubDate>
		<!-- <dc:creator>edit272</dc:creator> -->
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sendikalar]]></category>
		<category><![CDATA[Hem memurum hem pkklı]]></category>
		<category><![CDATA[pkk kesk kck eğitimsen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kamusitesi.com/?p=4201</guid>
		<description><![CDATA[Terör örgütü KCK&#8217;ya yönelik geçen hafta Ankara&#8217;da bazı sendika yöneticilerine gerçekleştirilen operasyonda önemli belgeler ele geçirildi. Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince yapılan aramalarda &#8216;özeleştiri&#8217;...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-full tr-image-4202" title="kesk- kck pkk" src="http://www.kamusitesi.com/depo/uploads/2012/02/kesk-kck-pkk.jpg" alt="" width="400" height="266" />Terör örgütü KCK&#8217;ya yönelik geçen hafta Ankara&#8217;da bazı sendika yöneticilerine gerçekleştirilen operasyonda önemli belgeler ele geçirildi.</strong></p>
<p><strong>Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince yapılan aramalarda &#8216;özeleştiri&#8217; ve &#8216;not&#8217;lar bulundu. Örgüt içerisinde Demokratik Emekçi Kadınlar Birliği (DEKAP) olarak adlandırılan yapılanmanın KESK bünyesinde faaliyet gösteren sendikalardaki Kürt kökenli kadınları PKK/KCK amaçları doğrultusunda örgütlediği ileri sürüldü.</strong></p>
<p><strong>&#8216;ANNEM EVİMLE İLGİLENMEMİ İSTİYOR&#8217;</strong></p>
<p>KCK Türkiye Alan sorumluları arasında yer alan ve başka bir soruşturmada tutuklanan Nihat O&#8217;nun yengesi E.O&#8217;nun da gözaltına alınanlar arasında bulunduğu ifade edildi. E.O&#8217;nun KCK&#8217;ya verdiği öne sürülen özeleştiri raporunda &#8220;Annem benim çocuğu ve evi ile ilgilenen bir kadın olmamı istiyor. Bu konu beni çok üzüyor. Yoldaşlarımla dayanışma noktasında eksiklik yaşıyorum. Bir yandan memur olmak bir yandan PKK&#8217;lı olmak gerçekten zor. Memurluğumu kaybetmek beni gerçekten kaygılandırıyor&#8221; dediği belirlendi.</p>
<p><strong>ÖNDERLİKTEN YARARLANIYORUM</strong></p>
<p>KESK kadın sekreteri C.Ç&#8217;nın KCK tarafından verilen talimatlar doğrultusunda KESK ve bağlı sendikaları harekete geçirdiği iddialar arasında. C.Ç&#8217;nin notlarında &#8216;Abdullah Öcalan ile çıkan çatışmalarda ölen teröristlere selam gönderdiği&#8217; görülüyor. Tüm-Bel-Sen yöneticisi G.E&#8217;ye ait &#8220;Yapıdaki eğitim çalışmaları beni çok geliştirdi. Zorlandığım dönemlerde önderlikten ve kitaplarından yararlanıyorum&#8221; ifadesi de dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>&#8216;GERİLLAYA SORUMLUYUM&#8217;</strong></p>
<p>Geçen yıl KESK yönetiminden taciz iddiaları nedeniyle istifa eden Emirali Ş&#8217;nin karısı Ş.Ş de gözaltına alınanlar arasında. Şu notlar Ş.Ş&#8217;nin: &#8220;Kendimi gerillaya ve çocuklarını oraya gönderenlere karşı hep sorumlu hissettim. Kadın ve kadın sorunlarına hep ilgi duydum ilgilendim. Önderliğe sevgim en çok da bu yüzden.&#8221;</p>
<p>Kaynak : HABER3</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamusitesi.com/hem-memurum-hem-pkkli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YÜZYILIN YÜZ KARASI!</title>
		<link>http://www.kamusitesi.com/yuzyilin-yuz-karasi.html</link>
		<comments>http://www.kamusitesi.com/yuzyilin-yuz-karasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 20:11:28 +0000</pubDate>
		<!-- <dc:creator>edit020</dc:creator> -->
				<category><![CDATA[Ahmet Aykol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kamusitesi.com/?p=4200</guid>
		<description><![CDATA[Pamukkale Üniversitesi Öğrenci Meclisi ve Türk Dünyası Araştırmaları Kulübü öğrencilerinden geçtiğimiz günlerde bir davet almıştım. Bu gün o davete icabet ettim. Oldukça duygulu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Pamukkale Üniversitesi Öğrenci Meclisi ve Türk Dünyası Araştırmaları Kulübü öğrencilerinden geçtiğimiz günlerde bir davet almıştım. Bu gün o davete icabet ettim. Oldukça duygulu anların yaşandığı bir bilgilendirme toplantısı oldu benim için. Olayları başka kaynaklardan duymak ile yaşayanların ağzından dinlemek oldukça farklı duygular yaşatıyor insana. Misafirlerimiz Azerbaycan Milletvekili Ganire PAŞAVEYA ve Iğdır Milletvekili Sinan OĞAN’dı. 20. Yılında Hocalı Katliamını anlattılar. Duyup, gördüklerinizden duygularınız varsa etkilenmemek mümkün değil. Beni etkileyen en önemli olay ise salonun neredeyse iki üç katı insanın dışarıda kalmasıydı. Gençlerdeki ilgi, alaka ve heyecandı. Kısaca Türk Gençleri davalarına sahip çıkmışlardı. Bundan misafirlerimiz bile oldukça etkilendi. Öyle ki Sayın Ganire Paşayeva bu yoğun duygular sebebiyle bir süre konuşamadı. Gözyaşlarına hakim olma sıkıntısı yaşadığından söz hakkını daha sonra kullanabildi. Bu da geleceğimiz adına oldukça sevindirici bir gelişme. Buradan emeği geçen başta gençler olmak üzere danışman öğretmen Sayın Yard. Doç. Dr. Süleyman Solmaz’a, Azerbaycan Milletvekili Sayın Ganire Paşeyeva ve Iğdır Milletvekilimiz Sayın Sinan Oğan’a teşekkür ediyorum. Ben de sizlere konunun önemine binaen bu hafta “Hocalı Katliamı” ile ilgili bilgi vermek istiyorum.<br />
26 Şubat 1992 tarihinde güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi’nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366’ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı’ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birini yaptılar.<br />
26 Şubat gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi. Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler.<br />
Azerbaycan’ın Yukarı Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında 26 Şubat 1992 yılında Ermenistan ordusu sivil, kadın, çocuk, yaşlı ayırımı yapmadan 613 kişiyi en ağır işkenceler uygulayarak soykırıma tabi tutmuştur. Katledilenlerin 83’ü çocuk, 106’sı kadın ve 70’i ise yaşlıydı. 8 aile tamamen yok edilmiştir. Bu katliamdan toplam 487 kişi ağır yaralı olarak kurtulmuştur. 1275 kişi ise rehin alınmış, 150 kişi ise kaybolmuştur. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin yakıldığı, birçoğunun kafa derilerinin yüzüldüğü, gözlerinin oyulduğu, kulakları, burunları ve kafaları ile vücutlarının çeşitli uzuvlarının kesildiği görülmüştür. Aynı vahşetten hamile kadınlar ve çocuklar bile nasibini almıştır.<br />
İddialar o kadar vahim ki insanın kanını donduracak cinsten. Elbette bütün bunların iddia olarak kalmasını dilerdim ancak bu iddiaların birçoğu belgelenmiş, acı birer gerçek olarak 20 yıldır karşımızda duruyor. İşte Hocalı’da yaşanan dehşet kelimesinin bile aciz kaldığı bir takım olaylar… Canlı canlı insanların kafa derilerinin yüzülmesi, sağ olarak ele geçirilenlerin sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutularak, insanlık dışı muamelelere maruz kalmaları&#8230; Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarının kesilmesi&#8230; Genç kızların önce saçlarının kesilmesi, sonra da kafa derilerinin yüzülmesi&#8230; Babanın gözü önünde evladının, evladın gözü önünde babanın kurşuna dizilmesi… Kesik kafaların sepetlere doldurulması… Karnı yarılmış halde bulunan 56 hamile kadın cesedi bile vahşetin boyutlarını anlamamıza yeterde artar bile&#8230;<br />
Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı. Fakat katliam sonrası Hocalı’ya ilk girenler görgü tanıklarının abartmadığını hatta durumun anlatılandan da kötü olduğuna kısa sürede anladılar. Hocalı’da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet’nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da gözler önüne seriyordu: “Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim ama Hocalı’daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz”…<br />
26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini kim vermişti biliyor musunuz?  2008 yılına kadar Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan eli kanlı katil Robert Koçaryan!&#8230; Bütün bu katliamları yaptığı için adeta büyük ödülü kapmış, 20 Mart 1996’da Ermenistan Başbakanı, 1998 yılında da devlet başkanı olmuştu… Ve gün geldi sözde içimizden birileri çıkıp 1915-1916 yılları arasında yaşanan tehcir için bizleri Ermenilerden özür dilemeye çağırdı. Tehcir sırasında bir tane Ermeni’nin başına Hocalı’da yaşananlar geldiyse, Ardahan Yanık Camiinde yaşananlar geldiyse, Erzurum’da yaşananlar geldiyse özür dileyelim ancak tarihi vesikalar ortada. Hem soykırıma uğrayıp hem de bu milleti özür dilemeye çağırmak ancak kavrama özürlülüğü ya da daha vahimi ihanet ile izah edilebilir ki umarım öyle değillerdir. Asıl özür dilemesi gerekenler tam 20 yıldır hem de BM kararlarına rağmen Karabağ’ı işgal altında tutmaktadır. Bu insanlık suçunun ne zaman ve nasıl sona ereceğine de korkarım ki yine bizler, Dünya Türklüğü karar verecek. Bizler bir, iri ve diri olmayı başardığımız gün Ermeniler işgal altında tuttukları toprakları boşaltacak ve bu milletten özür dileyeceklerdir. Bizler birbirimizi yemeye devam edersek korkarım ki gün gelecek düşmanlarımız geriye kalanlarımızı da leş kargaları gibi yeyip bitirecekler…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamusitesi.com/yuzyilin-yuz-karasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TÜRK OCAKLARI YÜZ YAŞINDA</title>
		<link>http://www.kamusitesi.com/turk-ocaklari-yuz-yasinda.html</link>
		<comments>http://www.kamusitesi.com/turk-ocaklari-yuz-yasinda.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 19:00:11 +0000</pubDate>
		<!-- <dc:creator>kamsit</dc:creator> -->
				<category><![CDATA[Fatma Gülşen]]></category>
		<category><![CDATA[türk ocakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kamusitesi.com/?p=4199</guid>
		<description><![CDATA[Eğer ki Türk’ün ocağında Türk Ocağı kurulma mecburiyeti hissedildiyse Türklük tehlikelere gebe kalmış demektir. Koca bir coğrafya ile dünyada en geniş sınırlara ulaşan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eğer ki Türk’ün ocağında Türk Ocağı kurulma mecburiyeti hissedildiyse Türklük tehlikelere gebe kalmış demektir.</p>
<p>Koca bir coğrafya ile dünyada en geniş sınırlara ulaşan Osmanlı devleti, özellikle de bin sekiz yüzlü yılların sonlarına doğru ayakta durma mücadelesi verir. Etrafını çevreleyen ateş pervanesine düşmemek için her yangına su taşımaya çalışır. Ama yetişemez!<br />
Devletin içinde yer alan unsurlar başkaldırı hareketlerini başlatmışlardır. Arkalarındaki dayanakları kadim dostlarımız; Rusya, İngiltere, Fransa başrol görevlerini kimseye kaptırmamak adına sahneden hiç inmezler. Yardımcı oyuncuları ise bir gün başrolde oynayabilme telaşı sarmıştır. Yunanlılar, Bulgarlar, Araplar, Sırplar figüranlıktan terfi etme heyecanını yaşamaktadırlar. Bir de suflörün dediğini yapmak mecburiyetinde olanlar vardır. Ermeniler ve Rumlar….</p>
<p>Kaynayan kazanın adı Osmanlı devletidir. Pişen aş kiminin bağrına taş, kiminin gözüne yaş olur.1839 Tanzimat, 1856 Islahat fermanı ile yapılan iki ayrı hareketle Türk’ten gayrı herkes hak hukuk mücadelesinde kazanımlarla donatılır.</p>
<p>Balkanlar’da, Ortadoğu’da, Adalar’da yaşayan Türkler bin sekiz yüzlü yılların ikinci yarısında çete hareketleriyle tarih sahnesinden silinmeye çalışılır. Trenler basılır, çiftlikler ateşe verilir, insanlar dağa kaldırılır. En zor günler artçılardan sonra yaşanacaktır.</p>
<p>Bin yedi yüzlü yılların sonuna doğru Girit’te iki yüz otuz binin üzerinde Türk yaşarken Bu sayı bin sekiz yüzlü yılların sonuna gelindiğinde otuz üç bine düşecektir. Gece yarısı katliamları adaları ve Balkanları kâbus gibi sarmıştır. Türklerin yaşadığı bölgelerde taş üstünde taş, gövde üstünde baş bırakmamayı hedefleyenler amacına ulaşmanın sevincini naralar atarak kutlarken koca cihan devleti birkaç hareketlilik dışında varlığını hissettiremez.</p>
<p>Yirminci yüz yıl gelip oturmuştur. Adalar ve Balkanları kaybetmenin acısı içimizi kavururken, miras yediler leş kargaları gibi ölümüzden dirimizden nasıl nemalanacaklarının peşindedirler.</p>
<p>Anadolu dışında tüm kalelerimizi tek tek el eline bırakırken Anadolu’nun durumu da içler acısıdır. Halk salgın hastalıklardan ve fakirlikten muzdaripken askeri teşkilatın ve memurların maaşı ödenemez. Türkler için tek meslek cepheden cepheye koşan askerlik ve çiftçiliktir. Ticaret, ithalat, ihracat bankalar ve tüm sermayeler Rum, Emeni ve Yahudi azınlığın elindedir. Dış borçlara ve yabancılara verilen imtiyazlara yetişmekte zorlanan devlet, taviz üstüne taviz vermektedir. Ama saraydaki yaşam kalitesinden en ufak taviz verilmez. İngiliz mürebbiyeler, yabancı uyruklu dadılar, Alman öğreticiler…</p>
<p>Artık zamanın olgunlaştığını düşleyen yabancı dostlarımız buyruk verirken, içimizdeki ekmeğimizi bölüştüklerimiz harekete geçerler. Kiliseler papaz evleri, gayrı Müslimlere ait çeşitli kurumlar silah deposu haline getirilir.</p>
<p>Bütün bu gelişmeleri sükûnet içinde izleyen Türk, Türklüğünün bilincinde bile değildir. Okutulmamış çağın kültüründen habersiz halen ümmet kavramı ile teslimiyet göstermektedir.</p>
<p>1908’de II. Meşrutiyetin ilanıyla ülkede büyük bir sevinç yaşanır. Kim neye neden sevindiğini bilmese de neye neden sevindiğini bilenler iş başı yapmışlardı. Seçilen azınlık milletvekilleri Osmanlı için değil kendi etnik çıkarları için gizlemeden çalışıyorlardı. Hristiyan olsun ya da olmasın; Arap, Arnavut, Kürt vs. herkes bir amaç peşinde koşuyordu. Ermeni patriği Rusya’dan destek isteyerek tüm azınlıkların kendi dillerinin resmi dil olmasını talep ettiler. Ortam müsaitti. Düğmeye basıldı. Önce Trablusgarp Savaşı, ardından Balkan Savaşları yaşandı. Kaybettiklerimize, kaybedeceklerimizin kaygısı beynimizde ağ örerken üzülemedik bile.</p>
<p>Bütün bu gelişmeler yaşanırken bir elin parmakları kadar olan Türk genci Türk Yurdu dergisi etrafında toplanır. 190 Askeri Tıbbiye öğrencisi aydınları bir araya getirerek 1911 yılında gayrı resmi olarak dernekleşirler. 25 Mart 1912 yılında gayrı Türk unsurların ihanetlerine tepki sonucu bir kıvılcım ateşlenmiş olur. Dr. Fuat Sabit, Mehmet Emin Yurdakul, Yusuf Akçura, Ali Tevfik, Emin Bülent, Ahmet Ağaoğlu derneğin tüzüğünü hazır ederek adının “Türk Ocağı“ olmasına karar verirler.</p>
<p>Türk Milliyetçiliği fikri bir fidan olarak dikilen bu bereketli topraklarda, yüz yıldır nice fırtınalardan esirgenerek beslenip büyütülmüştür. Koca çınar bu yıl yüz yaşındadır. Onu soldurmamak için fikriyle sulayanlara rahmet olsun.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p><strong>Fatma GÜLŞEN</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamusitesi.com/turk-ocaklari-yuz-yasinda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zam Bekleyen Memura Kötü Haber</title>
		<link>http://www.kamusitesi.com/zam-bekleyen-memura-kotu-haber.html</link>
		<comments>http://www.kamusitesi.com/zam-bekleyen-memura-kotu-haber.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 09:46:27 +0000</pubDate>
		<!-- <dc:creator>edit272</dc:creator> -->
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kamusitesi.com/?p=4198</guid>
		<description><![CDATA[Milyonlarca memur Nisan&#8217;da yapılması planlanan zammı beklerken kötü bir haber geldi. Zammın Nisan ayına yetişmesinin riske girdiği iddia edildi&#8230; Yaklaşık 2.5 milyon memurun...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-full tr-image-4071" title="MEMURA ZAM YOK" src="http://www.kamusitesi.com/depo/uploads/2012/02/MEMURA-ZAM-YOK.png" alt="" width="478" height="221" />Milyonlarca memur Nisan&#8217;da yapılması planlanan zammı beklerken kötü bir haber geldi. Zammın Nisan ayına yetişmesinin riske girdiği iddia edildi&#8230;</strong></p>
<p>Yaklaşık 2.5 milyon memurun merakla beklediği toplu sözleşme yasa tasarısının alt komisyon çalışmaları geçtiğimiz hafta tamamlanamadı.Memur zammının Nisan ayına yetişmesini riske soktu.</p>
<p>Star gazetesinin haberine göre, ekonomi yönetimi, tasarının Meclis görüşmelerinin Şubat ayı sonuna kadar tamamlanacağını ve toplu görüşmelerin de Mart ayı içinde yapılacağını tahmin ediyordu.</p>
<p>Ancak alt komisyonun çalışmalarının uzaması, ekonomi yönetiminin hesabını da bozdu. Alt komisyonun raporunu bu hafta Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunması bekleniyor. Raporun sunulmasının ardından tasarı üst komisyonda ele alınacak. Komisyonun ardından da tasarının TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmelerine başlanacak.</p>
<p>Tasarı en son aşamada ise Cumhurbaşkanı’nın onayı ve Resmi Gazete’de yayınlanması ile birlikte yürürlüğe girecek. Tüm bu işlemlerin 10 gün içinde tamamlanması imkansız olarak görülüyor.</p>
<p>Ayrıca bu sürecin tamamlanmasının ardından toplu sözleşme süreci başlayacak. Bu sürecin de en az bir ay sürmesi bekleniyor. Dolayısıyla, bu takvime göre, zamların Nisan ayına yetişmesi zor görünüyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamusitesi.com/zam-bekleyen-memura-kotu-haber.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİR VATANDAŞIN İSYANI: &#8220;ARTIK BENİM YÜREĞİM KALDIRMIYOR!..&#8221;</title>
		<link>http://www.kamusitesi.com/bir-vatandasin-isyani-artik-benim-yuregim-kaldirmiyor.html</link>
		<comments>http://www.kamusitesi.com/bir-vatandasin-isyani-artik-benim-yuregim-kaldirmiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Feb 2012 19:05:36 +0000</pubDate>
		<!-- <dc:creator>edithulya</dc:creator> -->
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Seçme Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[atama]]></category>
		<category><![CDATA[kpss]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[ömer dinçer]]></category>
		<category><![CDATA[tepki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kamusitesi.com/?p=4195</guid>
		<description><![CDATA[ÇOK DUYARLI BİR VATANDAŞTAN ÇOK ANLAMLI BİR YAZI&#8230;  LÜTFEN OKUYUN VE PAYLAŞIN! Günlerdir seslerini duyurmaya çalışan bir kitle insan var ,her girdiğim topluluklarda...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment tr-att-4197" href="http://www.kamusitesi.com/bir-vatandasin-isyani-artik-benim-yuregim-kaldirmiyor.html/301275_1802388279934_1846671462_1251927_1753336111_n-2"><img class="alignleft size-full tr-image-4197" src="http://www.kamusitesi.com/depo/uploads/2012/02/301275_1802388279934_1846671462_1251927_1753336111_n1.jpg" alt="" width="259" height="293" /></a>ÇOK DUYARLI BİR VATANDAŞTAN ÇOK ANLAMLI BİR YAZI&#8230; </p>
<p>LÜTFEN OKUYUN VE PAYLAŞIN!</p>
<p>Günlerdir seslerini duyurmaya çalışan bir kitle insan var ,her girdiğim topluluklarda görüyorum farkındayım ve daha fazla üç maymunu oynamak istemiyorum, öğretmenlerin haykırışlarıdır bunlar..Geleceğimiz dediğimiz çocuklarımıza ışık ve rehberlik için seçtiğimiz öğretmenlerin itibarı niye bukadar düşürüldü anlamakta güçlük çekiyorum.Ben öğretmenin saygınlığını geri vermemizi istiyorum, ben ne bir öğretmenim ne de öğretmen yakınım var ; üstelik öğretmenlere emanet edeceğim çocuğumda yok ama mesele milletimizin geleceği ise tüm çocuklar benimde geleceğimdir! Onlara yansıyacak her sorun benimde sorunumdur.Şu anda çocuklarımızın karşısında öğretmen gibi öğretmenler çok az veya başka meslek gruplarında iş bulamayanlar öğretmen olmuş; ne yazık ki ataması geç yapılmış öğretmende depresyonda olarak göreve başlayabiliyor ancak&#8230;Yetmezmiş gibi ithal öğretmen olayıda çıktı şimdi kendi yetiştirdiğimiz öğretmeni en modern şekilde donatacak imkan yok mu bizde acaba?Öğretmene atama yapacak bütçe bulunamıyorda ithal öğretmene maaş mı bulunuyor..? Kimse kusura bakmasın milli birlik ruhunu, manevi değerlerimizi bu ithal öğretmenlerden mi alacak çocuklarımız..? Çocuklarımıza ışık olacak yıldızları söndürmesinler&#8230;öğretmen kavramının içi boş mu olacak, öğretmen kendinde olmayan hangi ışıkla çocuklarımıza rehber olacak biri bana söylesin&#8230; ?</p>
<p>Benim çocukluğumda öğretmenlik çok itibarlı bir meslek görülürdü,babam öğretmenlerimizle konuşurken ayağa kalkar ceketinin önünü ilikler, can kulağı ile dinlerdi onları ve &#8220;öğretmen bilgidir aydınlanmadır !&#8221;derdi bize, ya şimdi ne değişti..? Bir zamanlar ideali olanların mesleği idi öğretmenlik&#8230; Belki öğretmenlerimiz gün geldi maaşı yetmedi limon sattı, simit sattı ailesine bakabilmek için, belki bu durumda öğrencileri ile karşılaşınca canı sıkıldı çekindi biraz ama öğrencisine çalmayı değil çalışmayı öğretti, örnek oldu daima&#8230;</p>
<p>Öğretmen toprak altında kalmış filizleri bulup çıkaran yeşermesine yardımcı olandır, farklıdır düşüncesiyle daima, farkındadır, her baktığı çocuk yüzlerde parıldayan gelecek umutlarını gören ve öne çıkarandır.Öğretmen yeri gelir anadır yeri gelir babadır,şefkattir,maneviyatı öğretir ,özgüveni verir,birliğimizi, tek yürek olmayı, ulus olmanın temellerini öğretir,milleti için hayırlı olanı yapmayı bilen kişileri ortaya çıkartma çabasındadır. Memleketimin renk renk çiçekleri olan çocukları kucaklayan,saran,sevgiyle bilgiyle donatıp sonucu bekleyendir öğretmen&#8230;</p>
<p>Söyleyin bana başkasının çocuğunun başarısına sevinip gurur gözyaşı döken başka kimdir dersiniz..? Oysa öğretmen olsunlar diye emek harcayan onların anneleri ve babaları mutlumudur çocuklarının içinde bulunduğu şu anda ki çıkmazdan ..?</p>
<p>Bilmiyorum ben belki bu kadar özverili ve fedakar öğretmenlerle okuduğum için , bu yüzden öğretmenlik benim için değerlidir,kutsaldır. Ben öğretmenleri vatan için görünmez cephelerde savaşanlar olarak görüyorum çünki böyle bir coğrafyada yaşamak, böylesi bir farklı kültür mozaiğinin içinde olmak ve bu insanları birey olarak biraraya getirip toplum olarak tek yürekte tek amaçta birleştirebilmek,her düşünceye eşit uzaklıkta olmak herkesin harcı değildir; bu yüzdendir ki ilmin neferleridir öğretmenler&#8230;</p>
<p>Kimse bu mesleği seçerken hiçbirşey olamazsam öğretmenlik yaparım düşüncesiyle bu yola çıkmasın bu öyle bir meslek ki masa başı bişeylere imza atmak değildir asla, öğretmenlik ruhu taşımayanları mutlu edecek bir meslek değildir asla! Bu yüzden gerçekten öğretmen olmak için emek harcayanların emekleri boşa gitmesin, zorluklarda bırakılıp umutları tükenmesin bu insanların, şu anda üniversiteye hazırlanan bir çok öğrenci: &#8220;aman öğretmenlik mi hali ortada &#8230;&#8221;diyorlar meslek olarak seçmek bile istemiyorlar!</p>
<p>Şapkamızı önümüze koyup düşünmek zamanı değil midir acaba&#8230;? ücretli öğretmenik yaptırarak ne zamana kadar sabırlarını sınayacağız gerçek öğretmenlerin&#8230;Üç beş kuruş vererek bekletip hayattan yıldırmak mıdır çözümünüz, nasılda unutuyoruz onlarında insan olduğunu ve incinebilecek birer ruh taşıdıklarını&#8230;Öğretmenlerin umutsuzluk içindeyken neyi yeşertebileceklerini zannediyoruz acaba..? sokakta haklarını ararken küçük duruma düşürülerek mi öğrencilerine örnek olacaklar,öyle ya çocuklar için anne ve babadan sonra gelen bazende dahada önde olan rol modeller değilmidirler onlar&#8230;?</p>
<p>Ben bir vatandaş olarak sağlıklı bir ruhla bilim insanı olan öğretmenlerle yetişmiş, ilerici gençliğe emanet etmek istiyorum yarınımı bunada hakkım yok mudur dersiniz&#8230;? Ben kendi iç dünyasında dağılmış bir gençlik istemiyorum,milletimi birleştiren,tek yürek olarak ortak değerlere sahip çıkan,kendinden emin bir gençliğe emanet etmek istiyorum geleceğimi!Yoksa nasıl farkında oluruz dışarıdan ve içeriden gelecek yıkıcı tehlikelerin, bu farkındalıkların temelllerini sağlam duruşlu öğretmenler verebilir ancak!Memlekette okadar çok israf yapılıyor ki ;biraz tasarruf yapsak öğretmen maaşları ödenir; devlet, millet birlikte bir şeylerden tasarruf etmek zor olmasa gerek, ,milletimiz tasarrufu öğrenmeli , ama hiçbir çocuk doğru şekilde eğitimden imkanından kısıtlanmamalı .</p>
<p>Ben bu mailin bir benzerinide sayın Cumhurbaşkanımıza gönderdim umarım dikkatini çeker bir sonuca ulaşır.Madem ki Abdullah Gül şuan ki Cumhurbaşkanımızdır, Başkomutanımızdır şu yaşadığımız sürecinde başöğretmenide değil midir..? bu vatanın tüm bireylerine olduğu gibi öğretmenlerimizede sorumluluğu yok mudur acaba&#8230;? Sayın Abdullah Gül&#8217;e de rehber olan kendisinin sağlam adımlarlarla bu günlere gelmesine vesile olanlar kimlerdir..? öğretmenler değil midir? Ben biliyorum ki bir öğretmenini görse O&#8217;da ceketini ilikleyip saygıda kusur etmeyecektir, tarifi yoktur bu duygunun, yaşıda yoktur&#8230;</p>
<p>Şu anda öğretmenlerimizin içinde bulundukları ümitsizlik ortamından çıkartılıp, sırtlarına yüklenen kocaman bir kaya misali soruna bizde elimizi taşın altına koyarak destek verelim istiyorum, sesime ses katın istiyorum, bunu kendim için değil yarınlarıımız ,çocuklarımız için istiyorum.Söz verilen atamalar yapılsa geç olmadan bu sene 24 Kasım 2012 yılı öğretmenler günü gerçekten anlamını kazansın gerçekten bayram olsun, okulunda olmayan öğretmen kalmasın istiyorum!</p>
<p>Van depreminde nice eğitim neferlerimiz koptu hayattan birer birer, çoğunun ilk görevleriydi, bazısı sekiz sene beklemişti atanmak için yapamadan görevlerini hayatları tükendi,depremde enkazın altından sağ kurtarılan bir çocuk öğretmenimizin deprem için öğrettiklerini uyguladım hayatta kalmak için diye konuşunca benim yüreğim acıdı, belki enkazdan sağ çıkan bu çocuğumuza bu hayati bilgiyi veren kişi şehit olan 74 öğretmenimizden biridir kim bilebilir ki&#8230;</p>
<p>Sayın Cumhurbaşkanımızdan da bu konuya hasasiyetle yaklaşıp, çözüm yolu bulmalarını bekliyorum &#8230;Memleketimin tüm çicekleri olan çocuklarımız ; renk renk tomurcuklanıp açsın istiyorum, öğretmenlerin kollarından uzanan bahçelerinde, doğusuyla ,batısıyla tüm Anadolumun heryerinde birlik ve bareberlik olsun diliyorum!Umutlarımız,yarınlarımız yeşerip dal versin diliyorum,bunu memletim için umut ediyorum.</p>
<p>G.E.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamusitesi.com/bir-vatandasin-isyani-artik-benim-yuregim-kaldirmiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrenci sınavlarında yeni dönem</title>
		<link>http://www.kamusitesi.com/ogrenci-sinavlarinda-yeni-donem.html</link>
		<comments>http://www.kamusitesi.com/ogrenci-sinavlarinda-yeni-donem.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Feb 2012 09:16:06 +0000</pubDate>
		<!-- <dc:creator>edit271</dc:creator> -->
				<category><![CDATA[Bilim-Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kamusitesi.com/?p=4190</guid>
		<description><![CDATA[Sınavlar artık tablet bilgisayarlar üzerinden yapılacak. Öğretmen, soruları öğrencilerin tablet bilgisayarına göndererek imtihanı başlatacak. Her öğrenciye farklı soru sorulacak, kimse birbirine bakamayacak. F@TİH...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full tr-image-3434" src="http://www.kamusitesi.com/depo/uploads/2011/12/sinav1.jpg" alt="" width="285" height="193" />Sınavlar artık tablet bilgisayarlar üzerinden yapılacak. Öğretmen, soruları öğrencilerin tablet bilgisayarına göndererek imtihanı başlatacak. Her öğrenciye farklı soru sorulacak, kimse birbirine bakamayacak.<br />
F@TİH projesinin sunabileceği tüm imkânları mercek altına alan MEB, öğrencilere dağıtılan tablet bilgisayarlar üzerinden okullarda sınav yapılabilmesi için çalışma başlattı. Yeni sistem, 2012-2013 eğitim öğretim yılından itibaren başlatılacak. İmtihanların mevcut sistemde olduğu gibi yazılı sınav şeklinde mi yoksa tablet bilgisayarlardan üzerinden yapılacağı ise öğretmenlerin tercihine bırakılacak. Türkiye genelinde içinde on binlerce sınav sorusunun yer aldığı bir soru havuzu oluşturulacak. Uygulamanın hayat geçmesiyle birlikte sistem şöyle işleyecek; öğretmen, soruları öğrencilerin tablet bilgisayarına göndererek imtihanı başlatacak. Öğrencilerin sorulara verdikleri cevapları ve ayrıntıları, öğretmenler kendi tablet bilgisayarında görebilecek.</p>
<p>HERKESE FARKLI SORU</p>
<p>Hazırlanan sınav soruları klasik soru, test sorusu, boşluk doldurma ve interaktif soru şeklinde olacak. Aynı sınıfta imtihana giren öğrencilere sınav soruları rastgele gönderilecek. Örneğin; Matematik sınavına giren bir öğrenciye sorulan havuz problemi sorusunda yer alan “30 metre küp” ifadesi, bir başka öğrenci de “26 metre küp” olarak görülecek. Bu sayede öğrencilerin birbirlerine bakarak kopya çekmesinin de önüne geçilecek.</p>
<p>İNTERAKTİF SORULAR GELİYOR</p>
<p>Yeni sistemle birlikte öğrenciler daha sık imtihan olacak. Uygulamada bir diğer yenilik ise interaktif sorular olacak. Öğrenci, ‘Aşağıdaki bayraklar hangiye ülkelere aittir?’ sorusunu, bayrağı tablet bilgisayarından tutup sürükleyerek ait olduğu ülkenin isminin üzerine bırakarak cevaplayacak. Ya da karadan yağlı kazıklarla yürütülen gemilerin olduğu bir görüntüyle birlikte İstanbul’un Fethi’ne ilişkin bir soru sorulabilecek.</p>
<p>türkiye</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamusitesi.com/ogrenci-sinavlarinda-yeni-donem.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EBS yönetimi MEB müşteşarı ile çay içti.</title>
		<link>http://www.kamusitesi.com/ebs-yonetimi-meb-mustesari-ile-cay-icti.html</link>
		<comments>http://www.kamusitesi.com/ebs-yonetimi-meb-mustesari-ile-cay-icti.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2012 16:25:50 +0000</pubDate>
		<!-- <dc:creator>edit271</dc:creator> -->
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu-Personel]]></category>
		<category><![CDATA[Sendikalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kamusitesi.com/?p=4188</guid>
		<description><![CDATA[Genel Sekreterimiz Ahmet özer, Genel Basın Yayın Sekreterimiz Ali Yalçın ve Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreterimiz Ramazan Çakırcı ile birlikte Milli Eğitim...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full tr-image-4189" src="http://www.kamusitesi.com/depo/uploads/2012/02/mustesarzararsiz1.jpg" alt="" width="276" height="219" />Genel Sekreterimiz Ahmet özer, Genel Basın Yayın Sekreterimiz Ali Yalçın ve Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreterimiz Ramazan Çakırcı ile birlikte Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Emin Zararsız ile görüşerek, eğitim çalışanlarının sorunlarını ve bunlara ilişkin görüş ve çözüm önerilerimizi iletti. Burada konuşan Ahmet Özer, “Sorunların bilinirliğinin ve farkındalığının sağlanmasına yönelik görüş ve önerilerimizin dikkate alınarak, bunlara çözüm getirilmesi yönünde çalışmaların yürütüldüğüne ilişkin inancımız bakidir” dedi.</p>
<p>Özer, görüşmede Zararsız’a, eğitim çalışanlarının ivedilikle çözülmesi gereken sorunlarından oluşan bir rapor da sundu. Rapordan bazı satırbaşları şu şekilde:</p>
<p>Görevde Yükselme Sınavı</p>
<p>Millî Eğitim Bakanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği’nin 9. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, “Her unvanlı kadro için görevde yükselme eğitimi ile unvan değişikliği sınavı duyurusu iki yılda bir yapılır” hükmü gereği görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavının her iki yılda bir duyurulması sağlanmalıdır. Yönetmelik hükümleri çerçevesinde geçen yıl unvan değişikliğine münhasıran duyurusu yapılan, fakat başvurular yapıldıktan sonra iptal edilen unvan değişikliği sınav sürecinin yeniden işletilmesi için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.</p>
<p>Yönetmelik Çalışmaları</p>
<p>652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereği Bakanlık tarafından yapılması gereken yönetmelik değişiklikleriyle yeniden hazırlanması gereken yönetmeliklerin bir an önce hazırlanarak yürürlüğe konulması yönünde gerekli çalışmaların başlatılmasının uygun olacağını düşünüyoruz.</p>
<p>Ek Ödeme Sorunu</p>
<p>666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile aynı unvanla çalışan farklı kurumlardaki personele yönelik ücret eşitsizliği büyük oranda giderildi. Ancak bu yapılırken, öğretmen ve öğretim elemanlarının ücretlerinde diğer personel ile aralarındaki ücret dengesini ve orantıyı koruyacak ölçüde hiçbir iyileştirme yapılmadı. Öğretmenlerin 666 sayılı KHK kapsamı dışında tutulması neticesi ek ödeme konusunda uğramış oldukları hak kayıpları telafi edilerek, kurum içi ücret dengesizliği giderilmelidir. Bu amaçla 657 sayılı Kanun’un 152. maddesinde gerekli değişiklik yapılarak öğretmenlerin ek ödeme veya ek özel hizmet tazminatı almaları ya da 666 sayılı KHK’ya ekli I Sayılı Cetvel’de öğretmenlerin ek ödeme oranlarında 65 puandan 115 puana çıkaracak şekilde değişiklik yapılmak suretiyle düzenleme yapılması gerekmektedir.</p>
<p>Ek Ders Esasları</p>
<p>Ek Ders Esasları adaletsizlik içermekle birlikte eğitim-öğretimde aksamalara neden olmaktadır. Bunun giderilmesi için sosyal paydaşların itiraz ve kabulleri dikkate alınarak, Ek Ders Esaslarında yeniden düzenleme yapılmalıdır. Bu amaçla öncelikle ve ivedilikle ders ücretlerinin belirlenmesine esas olan gösterge rakamı gündüz eğitimi için en az 260, gece eğitimi için ise en az 300 olarak uygulanmalı, ek ders ücretleri vergiden muaf tutularak, vergi matrahına dâhil edilmemeli, bütün öğretmenler için aylık karşılığı ders görevi haftada 15 saat olacak şekilde düzenleme yapılmalı ve alan dışında girilen dersler için aylık karşılığı ders saati ile ilişkilendirilmeksizin ek ders ücreti ödenmesi sağlanmalıdır.</p>
<p>Kariyer Basamaklarında Yükselme</p>
<p>2005 yılında getirilen ‘uzman’ ve ‘başöğretmenlik’ unvanı içeren öğretmenlikte kariyer basamakları uygulamasının bazı düzenlemelerine ilişkin açılan davada Anayasa Mahkemesi iptal kararı vermişti. Anayasa Mahkemesi kararı sonrası zamana yayılarak adeta unutturulan ‘öğretmen kariyer basamaklarında yükselme sınavı’ için gerekli yasal değişiklikler bir an önce yapılmalı ve süreç yeniden başlatılmalıdır. Kariyer yükselmelerinde alan bilgisi, yüksek lisans eğitimi esas alınmalıdır. 6 yıldır yapılmayan uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik sınavları yapılarak, iki yılı geçmeyecek periyotlarla yinelenmelidir. Uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik için yapılacak yazılı sınava başvurularda, adaylık dönemi hariç olmak üzere “öğretmen” unvanıyla en az 7 yıl, başöğretmenlik sınavında ise “uzman öğretmen” unvanıyla en az 5 yıl görev yapma şartları aranmalıdır.</p>
<p>Özür Grubu Tayinleri</p>
<p>652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan değişiklikte özür durumuna bağlı yer değişikliği yılda bir defa ile sınırlandırılmıştır. Bu durum, mağduriyete neden olmuştur. Özür grubu tayinleri yılda iki defa, sağlık ve öğrenim özrünü kapsayacak şekilde yeniden düzeltilmeli, il emri uygulamasının kaldırılması beraberinde yeni mağduriyetler getirecektir. İl emri uygulamasının devam etmesini istiyoruz.</p>
<p>Özür grubuna bağlı yer değiştirmeleri düzenleyen yönetmeliğin ilgili hükümleri Danıştay tarafından verilen kararlar doğrultusunda şekillenmiş olup, gerek Anayasa gerekse yargı kararları ile nihai halini almış, genel yarar ilkesinden hareketle gerek eğitim-öğretim hizmeti sunucularının gerekse bu hizmeti alanların ortak yarar ve haklarını dengelemek suretiyle bu tarihe kadar uygulanagelmiştir. Mevcut durumda öğretmenler atama ve yer değiştirme işlemlerine yönelik talepleri ile aile ve özel hayatına ilişkin planları arasında yönetmelik hükümleri doğrultusunda denge kurmakta ve evlilik planlarından eğitimlerine devam etmeye kadar hayatlarındaki pek çok olayı bu hükümlere göre gerçekleştirmektedir. Yönetmelik ile getirilen hükümlerin öğretmenler açısından kazanılmış hak teşkil ettiği aşikârdır. Sağlık durumu özrüne bağlı yer değiştirmelerin yılın sadece tek bir dönemi ile sınırlandırılması, sağlık durumu sebebiyle tedavi olmak için görev yaptığı ilin dışına sık sık çıkması gereken ya da sürekli olarak tedavisinin yapılacağı ilde ikamet etme zorunluluğu getiren hallerde kişileri, sağlık sebebiyle işleri/meslekleri ile sağlıkları arasında bir tercih yapmak, nihayetinde tedavi zorunluluğu nedeniyle kişinin işinden ayrılmak zorunda kalmasına sebebiyet verecektir. Yine genel ve özel hayatı etkileyen nedenlere bağlı yer değiştirmelerin yılın sadece tek bir dönemine münhasır kılınması, kişisel güvenliği tehdit altında olan veya vücut bütünlüğü ya da malvarlığı tehdit altında olan kişilerin güvenlikleriyle işleri/meslekleri arasında tercih yapmaya zorlanmalarına neden olacak, sonuçta telafisi imkânsız zararlar doğacaktır.</p>
<p>Özür durumuna bağlı yer değişikliğinde atamaya esas hizmet süresinin hesaplanmasında 30 Eylül tarihi esas alınmalıdır.</p>
<p>Eş durumu ve öğrenim durumu nedeniyle özür grubu yer değiştirmeleri Şubat ve Ağustos aylarında olmak üzere yılda en az iki kez il içi ve il dışı olacak şekilde gerçekleştirilmeli; sağlık durumu, genel ve özel hayatı etkileyen sebepler nedeniyle özür grubu yer değiştirmeleri ise süre şartına bağlanmaksızın gerçekleştirilmelidir.</p>
<p>Öğretmenlere Becayiş Hakkı</p>
<p>657 sayılı Kanun’un 73. maddesinde, “Aynı Kurumun başka başka yerlerde bulunan aynı sınıftaki memurlarının, karşılıklı olarak yer değiştirme suretiyle atanmalarını isteyebilecekleri” hükmü yer almasına rağmen, bu hükme paralel bir hüküm Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nde yer almadığı gerekçesiyle öğretmenler arasında karşılıklı yer değiştirme suretiyle atama mümkün olamamaktadır. Kanunen tanınan bir hakkın, yönetmelikte yer almadığı gerekçesiyle 657 sayılı Kanun’un 73. maddesi hükmü Milli Eğitim Bakanlığı’nda uygulanmamaktadır. Uygulama neticesinde yer değiştirmeler karşılıklı olarak yapılacağı için sonuçta mevcut kadroların boşalmasına ve de öğretmen açığına neden olunması mümkün olmadığından, karşılıklı yer değiştirme (becayiş) hakkının tanınmasının hukuki ve fiili bir gerekçesi de bulunmamaktadır. Nitekim becayiş hakkının bir dönem Bakanlıkta uygulandığı da bilinen bir gerçektir. Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nde gerekli değişiklikler yapılarak öğretmenlere 657 sayılı Kanun’dan doğan becayiş hakları verilmelidir.</p>
<p>Anadolu Liseleri Öğretmen Sınavı Ücreti</p>
<p>Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Fen Liseleri ve Sosyal Bilimler Liselerinin Öğretmenleri ile Güzel Sanatlar ve Spor Liselerinin Beden Eğitimi, Müzik ve Görsel Sanatlar/Resim Öğretmenlerinin Seçimi ve Atamalarına Dair Yönetmelik kapsamında Anadolu liselerine öğretmen alımlarına ilişkin yapılacak olan sınav için öngörülen 80 TL’lik ücretin, Bakanlığın kendi personeli için yapmış olduğu bir sınav olduğu hususu da dikkate alınarak, daha makul bir seviyeye çekilmesi sağlanmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamusitesi.com/ebs-yonetimi-meb-mustesari-ile-cay-icti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eğitim-iş;ayakta tedaviye dikkat çekti.</title>
		<link>http://www.kamusitesi.com/egitim-isayakta-tedaviye-dikkat-cekti.html</link>
		<comments>http://www.kamusitesi.com/egitim-isayakta-tedaviye-dikkat-cekti.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2012 16:19:49 +0000</pubDate>
		<!-- <dc:creator>edit271</dc:creator> -->
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk-Mevzuat]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu-Personel]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kamusitesi.com/?p=4187</guid>
		<description><![CDATA[MEB YÖNETİCİ VE ÖĞRETMENLERİNİN AYAKTA TEDAVİ NEDENİYLE EK DERS ÜCRETLERİNİN KESİLMESİNE İLİŞKİN MEB&#8217;E YAZI YAZDIK Bildiğiniz üzere Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full tr-image-3795" src="http://www.kamusitesi.com/depo/uploads/2012/01/egitim_is_logo_1.gif" alt="" width="231" height="172" />MEB YÖNETİCİ VE ÖĞRETMENLERİNİN AYAKTA TEDAVİ NEDENİYLE EK DERS ÜCRETLERİNİN KESİLMESİNE İLİŞKİN MEB&#8217;E YAZI YAZDIK<br />
Bildiğiniz üzere Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar madde 16/2 son cümle aynen “… bir ayda dört gün geçmemek üzere ayakta görülen tedavi nedeniyle ders görevlerini yerine getiremeyen yönetici ve öğretmenler, bu sürelerde üzerlerinde bulunan aylık karşılığı ders, varsa ek ders, ders niteliğinde yönetim ve hazırlık ve planlama görevlerini yapmış sayılırlar” şeklindedir.  Ancak “ve bir ayda dört günü geçmemek üzere ayakta görülen tedavi nedeniyle“ ibaresi, 10/5/2008 tarihli ve 26872 sayılı Resmî Gazete&#8217;de yayımlanan B.K.K.&#8217;nın 1&#8242;inci maddesiyle madde metninden çıkarılmıştır. Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu 18.06.2009 tarih  2009/121 YD itiraz no ve sayılı kararı ile 10/05/2008 tarihli ve 26872 sayılı Resmî Gazete&#8217;de yayımlanan 18/04/2008 tarihli ve 2008/13567 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılan Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders Ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Kararın 1.maddesi 2.fıkrası hükmü olan; “(2) Aynı Kararın 16 ncı maddesinin (b) bendinde yer alan “ve bir ayda dört günü geçmemek üzere ayakta görülen tedavi nedeniyle” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.” ibarelerinin yürütmesini durdurmuştur. Bunun üzerine Bakanlığınız Personel Genel Müdürlüğü 27/08/2009 tarih 73665 sayılı yazısında “Uygulamada Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/06/2009 karar tarihinden itibaren ayda dört günü geçmemek üzere ayakta tedavi için sevk alan öğretmenlerin ek ders ücreti kesilmeyecek, geçerli olacaktır.” değerlendirmesini yapmıştır.</p>
<p>Bakanlığınızın 2010/41 sayılı genelgesinde ise “Bakanlığımıza ulaşan bilgilerden, söz konusu çalışabilir kağıdının kaldırılması tedavi amacıyla sağlık kuruluşlarına giden personelin takibinde güçlüklerin çekilmesine neden olduğu anlaşılmaktadır. Görevine gelemeyen personelin, takibi ve idari izinli sayılabilmeleri için Genelge eki “Ayakta Tedavi Beyan Belgesi”ni doldurarak görev yerlerine vermeleri gerekir.” denilmiştir. Söz konusu genelge ekinde sunulan “Ayakta tedavi belgesi” incelendiğinde ise süreler tarih olarak belirlenmiş, saat hesabına yer verilmemiştir.</p>
<p>İdari Dava Daireleri Genel Kurulu kararı ile bakanlığınız Personel Genel Müdürlüğü yazısında süreler “gün” olarak belirlenmesine rağmen uygulamada işlemler bu hukuki duruma aykırı olarak tedavi süresine tedavi merkezine ve tedavi sonunda iş yerine dönüş için gerekli makul yol süreleri de eklenmek suretiyle  yapılmaktadır.</p>
<p>Buna göre, Bakanlığınızın mevcut uygulamaya temel teşkil eden ve ülke genelinde uygulanmak üzere tanzim edilen genel düzenleyici bir işlemin var olup olmadığı hakkında 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun amir hükümleri uyarınca bilgi ve bu tür genel düzenleyici bir işlemin varlığı halinde bu belgenin bir suretinin adresimize gönderilmesini talep ediyoruz.</p>
<p>Veli DEMİR</p>
<p>Genel Başkan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamusitesi.com/egitim-isayakta-tedaviye-dikkat-cekti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gaziantep Eğitim-Sen KCK tutuklamalarını protesto etti.</title>
		<link>http://www.kamusitesi.com/gaziantep-egitim-sen-kck-tutuklamalarini-protesto-etti.html</link>
		<comments>http://www.kamusitesi.com/gaziantep-egitim-sen-kck-tutuklamalarini-protesto-etti.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2012 16:15:03 +0000</pubDate>
		<!-- <dc:creator>edit271</dc:creator> -->
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk-Mevzuat]]></category>
		<category><![CDATA[Sendikalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kamusitesi.com/?p=4184</guid>
		<description><![CDATA[Susmadık Susmayacağız, Direneceğiz. Geçtiğimiz pazartesi günü gözaltına alınan 15 yönetici ve üyemiz dört günlük gözaltı sürecinden sonra önceki gün Ankara Adliyesine getirildi. İfade...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full tr-image-4186" src="http://www.kamusitesi.com/depo/uploads/2012/02/gaziantepegitimsen.gif" alt="" width="250" height="190" />Susmadık Susmayacağız, Direneceğiz.<br />
Geçtiğimiz pazartesi günü gözaltına alınan 15 yönetici ve üyemiz dört günlük gözaltı sürecinden sonra önceki gün Ankara Adliyesine getirildi. İfade işlemlerinin ardından 9 kadın arkadaşımız tutuklanmıştır.Tutuklanan arkadaşlarımıza destek olmak için bugün Kırkayak Parkında toplanarak AKP binasına yürüyüş gerçekleştirdik.Kitleye hitap eden Eğitimsen Şube başkanı Ömer Faruk KOÇ tüm baskılara karşın KESK&#8217;in mücadelesinin engellenemeyeceğini vurguladı.</p>
<p>Eğitimsen Şube başkanı Ömer Faruk KOÇ tarafından yapılan Basın Açıklaması aşağıdadır.</p>
<p>Korkmadık Korkmuyoruz, Susmadık Susmayacağız, Baskılar Bizi Yıldıramaz</p>
<p>Değerli Basın Emekçileri</p>
<p>Son yıllarda emek ve demokrasi güçleri olarak hiçbir dönemle kıyaslanmayacak düzeyde bir kuşatma altına alınıyoruz. Hemen her gün yapılan “operasyon” ve baskınlarla demokrasinin olmazsa olmazı kurumlarından sendikalarımızın, konfederasyonumuzun mücadelesi engellenmek isteniyor. Son dönemlerde çığırından çıkmış olan gözaltı ve tutuklamalara, suskun ve tepkisiz bir toplum yaratma amaçlı baskılara karşı buradayız.</p>
<p>Konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızın yönetici ve üyelerinin sendikal faaliyetlerinden dolayı, istifaya zorlama, sürgün, görevden çıkarma gibi engellemelerle karşılaşması sıradan olaylar haline gelmişken çalışanlarımıza kadar uzanan gözaltı ve tutuklama operasyonlarında son dönemde ciddi artışlar yaşanmaktadır.</p>
<p>Gözaltına alınan arkadaşlarımız nezdinde;</p>
<p>ü Kadına yönelik her türlü şiddete, ayrımcılığa karşı mücadele edenlere,</p>
<p>ü Grevli toplu sözleşme hakkı engellenmek istenen kamu emekçilerine,</p>
<p>ü Mücadelesinin önüne barajlar kurulmak istenen işçilere,</p>
<p>ü Kalemini ve onurunu satmayan, gerçeğin peşinde koşan gazetecilere, basın emekçilerine,</p>
<p>ü Doğanın ve hayatın yağma edilmesine karşı mücadele edenlere,</p>
<p>ü Bilimsel, demokratik, parasız, anadilde eğitim mücadelesi veren üniversite gençliğine,</p>
<p>ü Savaşın değil barışın dilinin konuşulmasını isteyen, “Artık yeter kimse ölmesin” diyenlere,</p>
<p>Faşizme karşı demokrasi, emperyalizme karşı bağımsızlık, baskılara karşı özgürlük, ırkçılığa ve şovenizme karşı halkların kardeşliği için mücadele etmektedir.</p>
<p>Bu mücadeleden, demokrasi ve emek düşmanlarının korkması doğaldır. İşte bu nedenle son örneğini hafta başında yaşadığımız “şafak baskınları” ile sürdürülen gözaltlılarla, tutuklamalarla mücadelemiz baskı altına alınmaya, engellenmeye çalışılmaktadır.</p>
<p>Bugün burada sorgulanan yalnızca gözaltına alınan arkadaşlarımız değildir.</p>
<p>Toplumun tüm muhalif kesimlerini hedefine alan bu politikaların arkasında AKP’nin, emekçilerin giderek genişleyen fiili meşru mücadelesinden duyduğu korku bulunmaktadır.</p>
<p>“8 Mart’ın resmi tatil olması” temel talebi ile mücadele programımızı ilan ettiğimiz bir dönemde, 2009 yılından beri süren bir soruşturma gerekçe gösterilerek Kadın yönetici ve üyelerimize yönelik bu “operasyon” manidardır. Kadına yönelik şiddet, taciz ve cinayetlerin arttığı bir dönemde kadın mücadelesinin öncülüğünü yapan KESK’i engellemeye yönelik bu operasyonu ve tutuklamaları kınıyoruz.</p>
<p>Son olarak &#8220;MİT olayında&#8221; yaşandığı gibi ucu kendisine dokunduğunda yasaları eğip bükerek yargıyı, adaleti işlevsiz hale getirmek isteyenler her zaman olduğu gibi yine gündem saptırmanın peşindedir.</p>
<p>Bilindiği gibi milyonlarca kamu emekçisini ve ailelerinin yaşamını doğrudan ilgilendiren 4688 Sayılı Yasada değişiklik yapılması uzun bir süredir toplumun gündemindedir. KESK olarak kamu emekçilerini sefalet koşullarına mahkûm etmeyi amaçlayan bu yasa tasarısına karşı mücadeleyi ülke genelinde sürdürüyoruz. 21 Aralık tarihinde yüz binlerce kamu emekçisi bu yasa tasarısına geçit vermeyeceğini ve sefaleti kabul etmeyeceğini KESK’in çağrısıyla greve çıkarak göstermiştir. 21 Aralık grevimizin hemen ardından ve yasa tasarısının meclis gündemine geleceği bugünlerde mücadelemizi engellemeye dönük baskıların artmasının tesadüf olmadığını bir kez daha vurguluyoruz.</p>
<p>Tamamıyla keyfi olarak yürütülen bu göz altılarla onurlu mücadelemizi sindirebileceğini sananlar büyük bir yanılgı içerisindedirler. Sendikal mücadelemiz üzerinde şaibe yaratarak, KESK ve bağlı sendikalarını kamuoyu nezdinde yıpratma amacı taşıyan baskıların bir parçası olan bu operasyonlar amacına ulaşamayacaktır.</p>
<p>Bilinmelidir ki hakikati dile getirmekten bir an olsun vazgeçmeden yürüttüğümüz mücadelemizde; şiddete karşı barışın sesini yükseltmekten, emekçilerin haklarına sahip çıkmaktan ve eşit, özgür, demokratik bir Türkiye talebini ifade etmekten asla vazgeçmeyeceğiz. AKP’nin büyük baskı ve gözaltı düzenine karşı onurlu ve kararlı duruşumuzdan bir an olsun vazgeçmeyeceğiz.</p>
<p>Üyelerimizin yarattığı ortak değerlerimizin ürünü olan fiili ve meşru mücadelemiz tüm yöneticilerimiz gözaltına alınsa dahi sürecektir. Tutuklanan alınan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalı konfederasyonumuz ve bağlı sendikalarımız üzerindeki baskılara, yıldırma ve sindirme uygulamalarına son verilmelidir.</p>
<p>Emek ve demokrasi mücadelesini yükselterek her türlü hukuk dışı uygulamanın karşısında olmaya, gözaltına alınan, tutuklanan üyelerimizin haklarını her zeminde koruyup savunmaya devam edeceğiz.</p>
<p>Çünkü bizler haklı mücadelemizi baskı altına almaya çalışan, her türlü hukuk dışı ve fiili uygulamalar karşısında geçmişte olduğu gibi bugün de sesiz kalmayacağız.</p>
<p>AKP hükümetinin faşizan politikalarına karşı duracak, zulmün ve zorbalığın efendileri önünde asla boyun eğmeyeceğiz.18.02.2012</p>
<p>BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ!</p>
<p>YAŞASIN MÜCADELEMİZ!</p>
<p>YAŞASIN KESK!</p>
<p>Ömer Faruk KOÇ</p>
<p>KESK Gaziantep Şubeleri Adına</p>
<p>Eğitim Sen Şube Başkanı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamusitesi.com/gaziantep-egitim-sen-kck-tutuklamalarini-protesto-etti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haziranda e-öğretmen projesine geçiyoruz.</title>
		<link>http://www.kamusitesi.com/egitimde-haziranda-e-ogretmen-projesi-geciyoruz.html</link>
		<comments>http://www.kamusitesi.com/egitimde-haziranda-e-ogretmen-projesi-geciyoruz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2012 15:33:32 +0000</pubDate>
		<!-- <dc:creator>edit271</dc:creator> -->
				<category><![CDATA[Editörün Seçtikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu-Personel]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kamusitesi.com/?p=4182</guid>
		<description><![CDATA[MEB Bilgi İşlem Grup Başkanlığı, öğretmen eğitiminde yeni bir proje hazırladı.Bu projeyle MEB 4 milyon TL tasarruf etmeyi amaçlıyor.Aynı anda ülke genelinde 432...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full tr-image-4054" src="http://www.kamusitesi.com/depo/uploads/2012/02/17-bin-uyum-eğitimi.jpg" alt="" width="234" height="202" />MEB Bilgi İşlem Grup Başkanlığı, öğretmen eğitiminde yeni bir proje hazırladı.Bu projeyle MEB 4 milyon TL tasarruf etmeyi amaçlıyor.Aynı anda ülke genelinde 432 saolnda 214 bin öğretmenin eğitim görmesi amaçlanıyor.</p>
<p>Haziranda Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer&#8217;in onayına sunulacak proje kapsamında Türkiye genelindeki bin 432 noktada eğitim salonları kuruldu. Yeni sistemle salonlar Ankara&#8217;daki merkeze bağlanacak ve öğretmenlerin her türlü eğitimi etkileşimli olarak almaları sağlanacak. Bir oturumda 214 bin öğretmen aynı anda eğitim görebilecek. Oluşturulacak merkezde akademisyenler sistem üzerinden eğitim verecek. Salonda bulunan öğretmenler, sistem üzerinden akademisyenlere soru yöneltebilecek. MEB yetkilileri, uzaktan eğitimle her oturumda 4 milyon TL tasarruf edileceğini belirtiyor</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kamusitesi.com/egitimde-haziranda-e-ogretmen-projesi-geciyoruz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

